Sürur*

Hani sen bana bir gün,Mutlu olduğunu söylemiştin de Çiçekler açmıştı yüzümde Fırtınalar dinmişti o gün. İşte o zaman içimde,Bir çocuk kaybettiği oyuncağını buldu.İki tren doğru peronda durdu. Hani sen bana bir gün,Hayatın iyi gittiğini söylemiştin deÜşüyen alevler sönmüştü içimdeYıldızlar gülmüştü o gün. İşte o zaman içimde,Bir keman kaçırdığı notayı buldu.İki çift göz aynı anda durdu. Hani sen mutluydun veHani hayat iyi gidiyordu,İşte ben o zaman mutlu olmayı … Okumaya devam et Sürur*

Kralın Tacı

Bugün açan çiçek yok.Mavi gökyüzü de kalmadı.Akan seller varBüyük biraderin camdan baktığı. Raflarda beni bekleyin ütopyalar,Halletmem gereken bir iş varBulmam gereken şey kralın tacıVe bekleyeceğim firavunun böceğini. Bugün akarsular yok.Paslı bir gider borusuyum.En azından bir kimliğim var,Ama vermeyin büyük sözler;Tıkanıyorum! Bugün elimde bir kalem var.Anlaşılmayan kelimeler karalıyorum anlaşılmak için.Ufuktan bir duman yükseliyorVe alev alıyor yüzü ne biçimBiraderin başı yanıyor, üfleyin!Sel oldu diye yağmura küsmeyin. Okumaya devam et Kralın Tacı

Gölgeye Mektuplar – 3

Sevgili Gölge; Bu sabah bisikletimin sepetine bir demet ortanca bıraktım, sen gelip al diye. Ve sanırım gelip aldın, çünkü işten dönerken tekrar baktığımda sepet boştu.  O ortancaları seçmek için çok uğraştım biliyor musun, çiçekçide uzun süre bekledim. Hangi demetin daha güzel olduğuna karar veremedim. Tam vazgeçip başka bir çiçekçiye gideceğim sırada, rafın en arkasında küçük bir buket gördüm. Soluk pembe renkli ortancalar ve beyaz bir … Okumaya devam et Gölgeye Mektuplar – 3

Barış

“Başlıyoruz. İçeriden boya kasasını al da gel!” İkinci günümdü. Parmaklarımı katlatarak içeri diyerek kastettiği malzeme odasına girip içi boyalı kavanozlarla dolu olan kasayı aldım. Odanın kapısını dirseğimle kapatıp kasayı onun yanına, çalışma masasının önüne getirdim. Bir boyalara bir de masadaki tekneye baktım, “Bu dün yaptığınızdan daha farklı görünüyor.” “Evet,” diye cevap verdi. “Bu ebru sanatı. Önce suyun üstüne serpiyoruz renkleri, daha sonra kağıda geçiriyoruz.” Önlüğünü … Okumaya devam et Barış

Urgan İpliği

Bağımlılık neydi? Neden bağımlı olurdu insan? En önemlisi de bu şeylerden kurtulmak neden bu kadar zor olurdu? Bir kahveye olan bağımlılığımızı düşünelim mesela. Günde su içer gibi kahve içerken ister istemez vücudumuz bu duruma karşı çıkardı ya da herhangi bir sosyal medya hesabında takılırken günlük hayattan koptuğumuzda beynimiz uyarı gönderirdi. Ama bunları umursamazdık. Günler geçer giderken bunlar alışkanlık halinden çıkar bağımlılık olurlardı. Adeta dönüp duran … Okumaya devam et Urgan İpliği

Sen Hep Mükemmelsin

Sen benim için Kaldırım taşlarının arasında açmış bir papatya gibisin. Üzerinde açtığın o beton yığınlarına rağmen, Sen… Sen hep mükemmelsin. Küçük bir çocuk gibisin, İçinde bulunduğumuz zamana rağmen, Beraber yaşadığımız insanlara rağmen, Sen… Sen hep saf ve temizsin. Her şeye rağmen sen hep sensin. Sonsuza kadar saf, temiz ve mükemmelsin Büşra Yalman – Sen Hep Mükemmelsin Okumaya devam et Sen Hep Mükemmelsin

Ya Unutursam

Ya unutursam bir gün Tüm bedenim ona hasta Ruhum onu sayıklarken… Bir sabah kalktığımda, güneş onu hatırlatmazsa. O gün fotoğrafını baş ucuma koymayı da unutmuşsam. Bir anda yüzü silinirse zihnimden. Kokusu sinmiş giysilerim eskir yırtılır ve Bir daha giyemezsem onları. Telefona baktığımda arayamadığım numarası kayboluverirse bir gün. Balkondan yola baktığımda Gülümseyip el salladığı günlerden bir tekini bile hatırlayamazsam. Kapıyı çarpıp evden çıktığımda Esen rüzgar sesini … Okumaya devam et Ya Unutursam

Oradaki

Oradaki! Ben de orada olmak istiyorum. Uçabilir miyim derken ciddi miydin? Endişelenmeli miydim bir öğleden sonra Gülerek pencereden aşağıyı gösterdiğinde? Dünya üzerindeki her konu  Konuşmaya kapanmış gibi Hüzünlü şarkılar dinlettiğinde… Karanlığın ne demek olduğunu Gerçekten bilmiyor musun? Oradaki… Bana bunu sormak istediğine emin misin? Dalga geçtiğini düşünmeli miyim? Kulakların boğulurken uçabilir misin? Beni de götürmek ister miydin? Çok bekledim sanırım, Bu tren birazdan kalkacak. Ne … Okumaya devam et Oradaki

Gölgeye Mektuplar – 2

Yazdığım mektubu aldığını biliyorum artık. Günlerce senden bir işaret, bir yanıt bekledim. Hava hep yağmurlu ve kapalıydı. Belki de gölgeler yağmurlu havaları sevmiyordur. Seninle karşılaştığımız caddeden her geçişte seni bekledim. Şemsiyemi açıp yürürken arkamdan seni hissetmeyi bekledim. Ve bugün cevabını aldım. Mektubumu rüzgara emanet etmiştim, sanırım sen de cevabını rüzgarla gönderdin. Güneş hala ortalıkta yok, sende yoktun. Ama cevabın geldi bugün. Eğer bugün de cevabını … Okumaya devam et Gölgeye Mektuplar – 2

Vuslat

Şu otogar ne anlamlı yer.. ayrılmanın, özlemin, gözyaşının, kavuşmanın, mutluluğun hat safhada yaşandığı tek yer belki de. Mesela; otobüsün camından el sallayıp bir yandan gözyaşını silen çocuk, diğer yanda cebindeki sigara paketinden bir sigara çıkarıp yakan gözler dolu bir baba.. beraber büyümüş ama üniversite eğitimleri için yollarını ayırmak zorunda kalan iki dostun vedası, birbirlerine öylece sımsıkı sarılmaları ve yine yanaklarından yavaş yavaş damlayan gözyaşları.. bir … Okumaya devam et Vuslat