Camdan dışarı bakıyorum ne kadar güzel bir gün var dışarıda. Bir sonbahar günü süslüyor bu güneşli günü adeta. Ağaçlardan dökülen yapraklar rüzgarla dans ediyorlar yere düşene kadar. Derin bir nefes alıyorum, ne tatlı bir hava. Az ileride ağaçların arasında bir göl var ki, ağaçların güzelliğini kıskanıyor sanki. Üzerine baktıkça bir de onun yansımasından izliyorum bu güzelliği. Sonra çektiğim o nefesi sıkıntı ile tekrar veriyorum…
Sonbahar sen gittiğinden beri hoş geliyor bana. Çünkü her sonbahardan sonra bir kış ve ardından ilkbahar gelir yeşerir her yer tekrardan. Malum yeni ayrıldın yanımdan sonbaharım gibisin. Sen her özlediğim gün daha da kışım oluyorsun sanki, daha derinden özlemini hissettikçe daha da soğuk geliyor bana günler. Sonra ilkbahar nerdesin diyorum, gelirsin belki bir gün diye. Bilirsin ya, her geceden sonra bir gündüz, her kıştan sonra bir ilkbaharın geldiği gibi, belki sen de gelirsin tekrardan. Camımdan sürekli izlediğim patikadan yürürsün tekrardan diye bekliyorum birkaç yıldan beri. Şapkasını çıkarmış herkesi selamlayan neşeli sesini duymak, o yolda yürürken seni tekrardan görmek istiyorum. Bir rüzgar esiyor sertçe yapraklar dökülmeye devam ediyorlar, üzüntüme teselli oluyorlar sanki danslarıyla. Ne güzeller değil mi?
Senin gittiğin yaz sana bir şiir yazmıştım gelince okursun diye. Birkaç yıl geçti aradan dönmedin, özledim haliyle. Bu şiiri tüm ümidim tükenmeden bir sonbahar rüzgarına okuyacağım, belki o sana taşır dizelerimi, dinlersin sen de. Sözünü tutarsın değil mi bana rüzgar? Bulursun onu benim için iletirsin şiirimi ona? Ayrıca söyle ona hala bir parça ümidim olduğununu. Belki onu ne kadar çok özlediğimi bilse daha hızlı döner eve.
Ah, bir tanem, bana ne olursa olsun eve döneceğini söylerdin. “Yolu kaybedecek olursam da pes etmeden arar bulurum, ait olduğum yer ne kadar uzakta, yol ne kadar engebeli olursa olsun geri dönerim buraya.” diye söz vermiştin. Bu ilk ayrılışımız değil ayrıca. Bazen kırık bir bacakla, bazen iflas etmiş bir şekilde, bir kere de gazi bir şekilde tekrar dönmüştün eve. Biliyordum, dediğini tutan bir adamdın. Ama bu sefer çok yıllar geçmişti aradan haber alamamak kahretmeye başlamıştı beni.
İzlemeye devam ediyorum sonbaharı. Bu rüzgarla beraber uçup onu arasam mı diye düşünüyorum. Rüzgar seni taşıyamam dercesine durgunlaşıyor biraz. “Sen de ne zaman şarkı söylesem veya şiir okusam eşlik etmeyi seviyorsun be rüzgar” diyorum. “Ne zaman hayal kursam kafanı diğer tarafa çeviriyorsun. Merak etme ben gitmem çünkü biliyorum ki ne olursa olsun o, evin yolunu bulur, tekrardan şapkası ile tüm şehri selamlayarak gelir ve burada arar beni sonra.” Gözümün önünde canlandırmaya çalışıyorum seni tekrardan. Acaba şimdi nasıl görünüyorsun? Belki şapkan biraz eskimiştir, belki yeni bir şapka almışsındır kendine, acaba saçın beyazlamaya başlamış mıdır benim gibi? Acaba hala eski neşesiyle girer misin bu şehre, yoksa yorulmuş musundur bu kadar yılı evden uzak geçirmekten?
Kaçıncı sonbaharı görüyorum acaba sen gittiğinden beri? Üçüncü mü yoksa bu dördüncü sonbahar mı? Asıl sayıyı biliyorum aslında ama geçen yılların o kadar fazla olduğunu kabullenmek zor geliyor bana. Gözümde biriken yaşlara engel olamıyorum. Ümit sönmeye başladığında acıtmaya başlıyormuş demek ki. Oysa ki bana hep derdin: “Seven sevgiliye giden yolu kaybetmiş mi hiç?”
Moody – Sonbaharım Gibisin
