• Kayboluşa Meyilli Günlük – 5

    Kayboluşa Meyilli Günlük – 5

    Seni sallanarak çirkin bir yazıyla yazıyorum günlük. Yoldayım çünkü. Dönüş yolunda. Sonunda gittim bir kasabaya. Neler gördüm buraya yazsam ne sayfa dayanır ne mürekkep. Yalnız çantalar dolusu resim biriktirdim, bir o kadarını da orada bıraktım. Kendimi önemli bir iş başarmış birisi gibi hissediyorum. Ama hayır, önemli olan ben değilim, önemli ve hazine kadar değerli olan… Okumaya devam edin

  • Bulutlara Bağlanan Umut Taneleri

    Bulutlara Bağlanan Umut Taneleri

    Çakıl taşlarının çıkardığı o garip ses kulaklarımızı dolduruyordu. Bakışlarım arabanın dışındaki, uçsuz bucaksız yeşillikteydi. Sıra sıra dizilmiş ağaçları hızla geçerken yolun bitmeyeceğini düşünmekteydim.  Kuşlar cıvıldıyor, gökyüzü mavi renginin ona ait olduğunu belli etmek ister gibi ışıl ışıldı. Bulutlar yan yana süzülürken geriye yaslanıp rüzgarın yüzüme esmesine izin verdim. Göz kapaklarım kapanmak için ısrar ederken arabanın… Okumaya devam edin

  • Kovulan Kuşların Yanan Yuvaları

    Kovulan Kuşların Yanan Yuvaları

    Önce kuşları kovdular, göçmen kuşları. Kimse duymadı, kimse görmedi. Tüm o göçmen kuşlar bulutlarla ve umutlarla beraber kaybolup giderken ufukta, kimse kafasını kaldırıp da gökyüzüne bakmadı. Halbuki o kadar kalabalıktı ki kovulan kuşlar, şehrin sokaklarına gölge olup düştüler. Ne sokaklar ne de sokakları arşınlayanlar gölgeleri fark etmediler. Birer birer silinip giderken gölgeler kuşlardan geriye boş… Okumaya devam edin

  • Zihnimdeki Ayak İzleri

    Zihnimdeki Ayak İzleri

    Düşün bak, dokuz sene, koca bir dokuz sene görmemişsin. İletişiminiz kopmuş. Ne kadar acı da olsa, yolda görsen tanımazsın. Bir de ergenlikten sonra insan çok değişiyor tabii. Arasan telefona o mu çıktı yoksa başkası mı, onu bile anlamazsın. Sesine kadar değişmiştir çünkü. Çay içerken aklıma geldi eskilerden birisi. ‘Şimdi ne yapıyor acaba?’nın ardından ‘Yedi yıl… Okumaya devam edin

  • Sana, Yaşama ve Ölüme Dair

    Sana, Yaşama ve Ölüme Dair

    Seni seviyorum ve güneşi de; Çünkü sen bana ışık. Seni seviyorum ve göğü de; Çünkü sen bana nefes. Hayatı, güneşi, göğü, Çünkü onları sen bildim. Seni seviyorum ve toprağı da Çünkü ben seni toprak gibi kabul ettim. Ve şimdi Sen de sev; Çünkü sana geldiğimde çok geç olacak Ben hayata hayat için sana Ben ölüme… Okumaya devam edin

  • Sahipsiz Kağıtlar

    Sahipsiz Kağıtlar

    Kırmızı, beyaz iyi bir kombine miydi? Yoksa mavi ve beyaz mı daha çok yakışırdı? Kesinlikle sarı tek başına hiç güzel değildi. Buna kararım netti ama beyaz… kırmızıya mı yoksa maviye mi aitti? Önümden geçip giden trenleri renklerine göre kafamda farklı sayfalara koyarken kulaklarıma dolan anons sesine dikkat kesildim.  Son iki yıldır duymakta olduğum o ses… Okumaya devam edin

  • Bre Hasan!

    Sular akıyor. Güneşin vurduğu ışıkla yerdeki bulutlar gibi parlıyorlar. Turkuazın üstünde yer yer gri ve yeşil. İç içe akıyor. Birbirini tamamlıyor bir yapboz gibi. Durmuyor, durmadan akıyor. Taşlara vurup sıçrıyor savaş meydanındaki mızraklar gibi! Havada çarpışıyor. Parçalanıp yeniden damlalarına ayrılıyor ve kendini akıntıya bırakıyor. Geldiği yere, memleketine… Birkaç metre ilerde yeniden çalkalanmadan önce sakince ilerliyor.…

  • Plakların İçindeki Renkler

    Pazar yeri sabahın serinliğini henüz kaybetmemişti. Tezgâhlar birer birer açılırken küçük kız köşedeki yerini sessizce aldı. Önüne eski plakları dizdi; bazıları çizik, bazıları solgundu. Ama onun gözünde her biri boş bir tuvaldi. Boya kutusunu açtı, fırçasını eline aldı ve ilk plağın üzerine mavi bir gökyüzü işlemeye başladı. Yan tezgâhtaki adam ona bakıp başını salladı. “Yine…

  • Yağmur

    Sesini duydum, sabahın beşiydi Annem olsa çamaşırları düşünürdü Ben bir mevsimi düşündüm, bir kişiyi Aklıma geldi değiştiğim Çünkü eskiden anlamazdım seni Yürürken ıslanmak istemezdim yağmur Eteklerimi düşünürdüm, ıslanan gözlüğümü Şimdi aklımda terasta oturduğumuz gece Hani Ay’ı beklerken senin bizi selamladığın Acıtmadan, kaçırmadan, sakince Önümde denizden gelen bir sesti konuşan Kazınmıştı aklıma kırık bir cümleyle Sana…

  • Bülbül Sevse De Kurur Gül

    Kızıl güz kapıma dayandı; Bir güzel; çiçekli fistanlı. Sormadı; canı verecek misin? Ruhsuz bahara erecek misin? Güzel beklemedi vermemi. Cebren gezdi bahçemi. Tüm gölgeleri, kuytuları Yorgun ustam arandı. Oysa o bir lahza dinlenmedi, Ömrü yekpare feda idi. Ne bir kuytu, ne bir bahçe Durmak derdine değildi çare! Ona veda etmek bana zor geldi. Soldum bir…

  • Sesim Susmuş

    Sesim bir yangın alarmı Gri ruhsuz binaları Duvarda çatlağa doluyor Doluyor da kimseye varmıyor Sesim bir buruk türkü Yükseliyor Anadoluda Ala boyandı göğü Sızıyor damarımdan yavaşça Sesim hırçın dalga Irmağı n’apsa aşamıyor Çıkmıyor Atina kıyısına Yolda kimi bulsa yutuyor Sesim bir bebek ağlaması Mavi bayrak kundağı İnletiyor feryadıyla Yalnız ermiyor duymazlara Sesim bir güvercin kanadında…

  • Mavi Duvar

    İnsanlar denizleri kışın tanıyamıyor, biliyorum. Yaz mevsimi ikindi vakti kumsalı dolduran cıvıl cıvıl sesler yok. Sıcaklık yok. Susamışlık yok damaklarda. Yalnızlık var. Endişe var ve belirsizlik… Fırtınası var denizin. Her dalgayla yediğin bir tokat var yüzüne doğru. Martılar var insanlar yerine. Belki bir iki balıkçı var. Ses yok, gürültü var. Sessiz evin içinde gereğinden sert…