-

Söylediğim Sözler
Küçük dünya, büyük dünya, Biraz neşe ve bir sürü bela. Hayal kırıklıkları ile dolu. Sadakatsizlikle. Aşk nadiren hayatta kalır. Nadiren yerine getirilir o dilek, Tıpkı iyi insanların bulunması gibi, Nadiren. Sık düşünürüm Ama pek belli etmem. Kafiye yapmıyorum, niye? Ahenk yok mu kafiye yok diye? Ben bilmiyorum, sen söyle Senin de isteğin cevap vermek mi?… Okumaya devam edin
-

Artık Gidemezken Ona
Ona giderken sevinen ayakkabılarımın Kanatlandığı hissine kapıldım hep. Sigaramın dumanı ile uçup gidecekmişçesine, Toprağa ayak basabilmemin zorlaştığı. Öyle ki her gidişimle Coşkun akan bir nehre dönüştü Yosun tutan yüreğim, Hayaliyle dolup taşan ciğerlerim yüzünden. Sanki biliyor gibiydi herkes ona gittiğimi İnsanların yüzlerindeki tebessümü Kavuşmamızı isteyen bir duaya benzetiyordum Huzurla yanlarından geçip giderken. Yoldaki çukurlar bile… Okumaya devam edin
-

Gün Işığı
Gece karanlık, karanlık yine gökyüzü Ay ışığı, yıldızlar.. Neden bu gece yoksunuz? Karanlığın içinde bir ışık bile yok! Karanlığı sevmiyorum Siyah, simsiyah sanki her yer! Gün ışısa artık, Gün doğsa, güneş doğsa artık.. Hüzün gibi karanlık, Umutsuzluk gibi.. Kimsesizlik gibi karanlık Gece ne olur, git artık.. Gün ışığı, aydınlat dünyamı Güneş, gülümse hayatıma Karanlıklar içinde… Okumaya devam edin
-

Kayboluşa Meyilli Günlük – 4
Zaman geçip gidiyor ve ben camdan trenin geçişini izliyorum. Korktuğumu yeniden fark ettim. Bir gün atölyemde olmamaktan korkuyorum. İnsanlar uğraşları olmadığında insanları takıntı haline getirirmiş; ben insanlardan uzaklaştım ve sanatı takıntı haline getirdim. Sanat bir sözlük haline geldi benim için, tanımadığım bir ülkede kullanmak zorunda olduğum. Korkuyorum bir gün onu kaybetmekten. Özellikle henüz inancım varken… Okumaya devam edin
-

Çiçekli Çöplük Mezarlığı
Bu bugün bulduğum üçüncü ölü kuş. Çok küçük ve güzel. Kanatlarının üstü açık sarı. Yüzünde siyah çizgiler var ve karnındaki tüyler resmen mavi. Avuç içim kadar, insanın yanına yaklaşmaya kıyamayacağı türden. Ama şimdi cansız ve yerde yatıyor. Kuşun güzelliğini görünce daha da sinirleniyorum kedilere. Peçeteyle tutup kaldırdım kaldırımdan. Sardım biraz. Hala sıcak olan kanı elime… Okumaya devam edin
-

Gözlük, Kalem, Kitap ve Öğretmen
Kimimiz ayakta, kimimiz oturmuş ve kimimiz de bulduğu en yakın duvara dayanmış dinliyorduk. Bir gözlüğün anlattığı, en acı ağıtlardan daha derine dokunan hikayeyi dinliyorduk. Bir gözlük, evet evet bildiğiniz gözlük. Mavi köşeli çerçeveleri olan. Hani öğretmenlerin taktığından. Heh işte öyle bir gözlük. Hiç aklıma gelmezdi bir gözlükten hikaye dinleyeceğim. Ama işte ahir zaman mı derseniz… Okumaya devam edin
-
Bre Hasan!
Sular akıyor. Güneşin vurduğu ışıkla yerdeki bulutlar gibi parlıyorlar. Turkuazın üstünde yer yer gri ve yeşil. İç içe akıyor. Birbirini tamamlıyor bir yapboz gibi. Durmuyor, durmadan akıyor. Taşlara vurup sıçrıyor savaş meydanındaki mızraklar gibi! Havada çarpışıyor. Parçalanıp yeniden damlalarına ayrılıyor ve kendini akıntıya bırakıyor. Geldiği yere, memleketine… Birkaç metre ilerde yeniden çalkalanmadan önce sakince ilerliyor.…
-
Plakların İçindeki Renkler
Pazar yeri sabahın serinliğini henüz kaybetmemişti. Tezgâhlar birer birer açılırken küçük kız köşedeki yerini sessizce aldı. Önüne eski plakları dizdi; bazıları çizik, bazıları solgundu. Ama onun gözünde her biri boş bir tuvaldi. Boya kutusunu açtı, fırçasını eline aldı ve ilk plağın üzerine mavi bir gökyüzü işlemeye başladı. Yan tezgâhtaki adam ona bakıp başını salladı. “Yine…
-
Yağmur
Sesini duydum, sabahın beşiydi Annem olsa çamaşırları düşünürdü Ben bir mevsimi düşündüm, bir kişiyi Aklıma geldi değiştiğim Çünkü eskiden anlamazdım seni Yürürken ıslanmak istemezdim yağmur Eteklerimi düşünürdüm, ıslanan gözlüğümü Şimdi aklımda terasta oturduğumuz gece Hani Ay’ı beklerken senin bizi selamladığın Acıtmadan, kaçırmadan, sakince Önümde denizden gelen bir sesti konuşan Kazınmıştı aklıma kırık bir cümleyle Sana…
-
Bülbül Sevse De Kurur Gül
Kızıl güz kapıma dayandı; Bir güzel; çiçekli fistanlı. Sormadı; canı verecek misin? Ruhsuz bahara erecek misin? Güzel beklemedi vermemi. Cebren gezdi bahçemi. Tüm gölgeleri, kuytuları Yorgun ustam arandı. Oysa o bir lahza dinlenmedi, Ömrü yekpare feda idi. Ne bir kuytu, ne bir bahçe Durmak derdine değildi çare! Ona veda etmek bana zor geldi. Soldum bir…
-
Sesim Susmuş
Sesim bir yangın alarmı Gri ruhsuz binaları Duvarda çatlağa doluyor Doluyor da kimseye varmıyor Sesim bir buruk türkü Yükseliyor Anadoluda Ala boyandı göğü Sızıyor damarımdan yavaşça Sesim hırçın dalga Irmağı n’apsa aşamıyor Çıkmıyor Atina kıyısına Yolda kimi bulsa yutuyor Sesim bir bebek ağlaması Mavi bayrak kundağı İnletiyor feryadıyla Yalnız ermiyor duymazlara Sesim bir güvercin kanadında…
-
Mavi Duvar
İnsanlar denizleri kışın tanıyamıyor, biliyorum. Yaz mevsimi ikindi vakti kumsalı dolduran cıvıl cıvıl sesler yok. Sıcaklık yok. Susamışlık yok damaklarda. Yalnızlık var. Endişe var ve belirsizlik… Fırtınası var denizin. Her dalgayla yediğin bir tokat var yüzüne doğru. Martılar var insanlar yerine. Belki bir iki balıkçı var. Ses yok, gürültü var. Sessiz evin içinde gereğinden sert…
