• İstisna Tanışma

    İstisna Tanışma

    Buyrun efendim bir sandalye çekin de oturuverin karşıma. Kendimi tanıtmaya geldim size. Siz benim kim olduğumu bilmiyorsunuz. Birileri beni tanıyacak diye ödüm kopuyor da maske üstüne maske takıyorum her sabah evden çıkmadan önce. Benim kim olduğuma dair hiç bir fikriniz yok anlayacağınız. O yüzden oturun karşıma da dinleyin. Bir daha anlatır mıyım bilmem. Anlatsam da… Okumaya devam edin

  • Fısıltı

    Fısıltı

    Ay parıldıyor bu gece Deniz kenarında dalgaların sesiyle Esen her rüzgar senin kokunu taşıyor Kıyıya vuran her dalgada senin sesin geliyor Sevgi böyle bir şey miydi Kalpte bir burukluk bir hüzün  Ayın önüne geçen bulutlar gibi Gittikçe gözden kaybolan bir yelkenli gibi Zamanı geldiğinde kıyısına gelebileceğin bir liman olmaktı benim hayalim Kum tanesi gibi özlemim … Okumaya devam edin

  • Mor Menekşeler

    Mor Menekşeler

    Ah annemin o mor menekşeleri; Ne yapıp edip bir türlü sevemediği. Biraz mutfak camı, biraz kiler  Hep kuytuda bir yerler. Aslında biraz güneş yeter. Menekşeler hemen yerini sever. Peki ya annem  Annem ne menekşeleri,   Ne menekşe vereni, Ne kendini… Kendinden ötürü vereni, Verenden ötürü menekşeleri,  Kimseyi sevemez annem. O menekşeler her şeye rağmen bekledi onu… Okumaya devam edin

  • İki Kalp

    İki Kalp

    ‘Gözlerin yansıyor soğuk trabzandan Nefes almıyorum buğulanmasın diye Güneş gören sebzeler gibi kızarıyorlar Giderek daha fazla, Güneşin eksikliğini bilseler de  Seninse buruk saçlarının uçları Çekirdeğini kaybetmiş bir kabuk gibi Konuşmuyorsun, bilsen de Susarken bile sesinin titrediğini ‘Arkamdasın, hiç olmadığın gibi Halimi görüyorsun, Biliyorsun duymak istediklerimi, Son dönüşü kaçırdığımı biliyorsun Öyle, ama gördün mü? Başını uzatan… Okumaya devam edin

  • Kayboluşa Meyilli Günlük – 6

    Kayboluşa Meyilli Günlük – 6

    Utanç duygusunu tanımlayamıyorum günlük. İmkanı olsa tutup keseceğim hayatımdan, bedenimden. Ama insanı insan yapıyor utanç duygusu. Şehir gazetesinin son sayfasını okuduğumda vücudumu saran şeydi, utanç duygusu.  Yaşadığım şehrin hemen dışında, bir gecekondu kasabasında gerçekleşen yangını yazıyordu gazeteler. Benimse gazete olmasa dışarıda gördüğüm sadece iki itfaiye aracıydı. Burnumun dibindekini görmeyip, resim yapmak, gerçek insanları resmetmek için… Okumaya devam edin

  • Ela Gözlerine Hasret

    Ela Gözlerine Hasret

    Sana olan hislerime, Kifayetsiz kaldı kelimeler. Benden uzakta, ela gözlerine hasretim şimdi; Ne zormuş sensiz olmak, Bitmez oldu bu günler. Bir kıvılcımdı bizi buluşturan, Kalpte umut, gözde bahar açtıran. Ve bir alevdi bizi ayıran, Sessizliğe mahkum etti şimdi zaman. Özlemim sonsuz sana, Her nefeste, her duada. Gün gelir de gelirsen eğer yamacıma, Ela gözlerindeki o… Okumaya devam edin

  • Azdahak: Bir Kuyruklu Yıldız Hikayesi

    Aylarca doğru düzgün kitap okuyamayan ben, bu kitabı iki gün içinde okumadım, yalayıp yuttum resmen. Çok sürükleyici, kendini okutturan, okuması da çok zevkli harika bir kitap. Okurken İskender Pala ile ilk tanıştığım zamanları düşündüm, 12-13 yaşlarındaydım ve İskender Pala’nın o sürükleyici kalemine, daha ilk sayfadan okuru olayların ortasına çekişine ve edebiyatının gücüne hayran olmuştum. Şimdi…

  • Sandukça; Tohum

    Bu, ben olarak yüklendiğim en ağır yük Ve aynı zamanda en hafifi Yarın aynı ben olmayacağım Bir hafta sorna tamamıyla başkası Belki yıllar sorna kendimi tanıyamayacağım  Bu, ben olarak yaşadığım tek kış Bahara kalmaz değişeceğim Belki bende cicekler açarım Belki de açmam Simdi attığım tohum o zamanın toprağını tutacak mı Kim bilir ? Ama kim olursam olayım o tohumu atacağım Belki onu sulamayan da ben olacağım Yaşasın…

  • Sana Şiir Yazmayacaktım

    sana şiir yazmayacaktımoturup kalbimi parçaladımkalın portakal kabuklarına yaptığım gibigüneş battıktan sonrave diş macunundan sonra yediğimizsana şiir yazmayacaktımalışır acı tadına ağzımtıpkı alıştığı gibi dilimin aynı cümlelerehepsi gülemediğim koca bir şakabunu bir hücre biliyor sadeceiçimde unutulmuş herhangi bir köşedebaşka neyi unuttum biliyor musunsana şiir yazmayacaktımkendini şiir sanmasın diye bu alçak yazıbüyük harfleri unuttum diğer sayfadaonlarsız yazmayı sevmem…

  • Bre Hasan!

    Sular akıyor. Güneşin vurduğu ışıkla yerdeki bulutlar gibi parlıyorlar. Turkuazın üstünde yer yer gri ve yeşil. İç içe akıyor. Birbirini tamamlıyor bir yapboz gibi. Durmuyor, durmadan akıyor. Taşlara vurup sıçrıyor savaş meydanındaki mızraklar gibi! Havada çarpışıyor. Parçalanıp yeniden damlalarına ayrılıyor ve kendini akıntıya bırakıyor. Geldiği yere, memleketine… Birkaç metre ilerde yeniden çalkalanmadan önce sakince ilerliyor.…

  • Plakların İçindeki Renkler

    Pazar yeri sabahın serinliğini henüz kaybetmemişti. Tezgâhlar birer birer açılırken küçük kız köşedeki yerini sessizce aldı. Önüne eski plakları dizdi; bazıları çizik, bazıları solgundu. Ama onun gözünde her biri boş bir tuvaldi. Boya kutusunu açtı, fırçasını eline aldı ve ilk plağın üzerine mavi bir gökyüzü işlemeye başladı. Yan tezgâhtaki adam ona bakıp başını salladı. “Yine…

  • Yağmur

    Sesini duydum, sabahın beşiydi Annem olsa çamaşırları düşünürdü Ben bir mevsimi düşündüm, bir kişiyi Aklıma geldi değiştiğim Çünkü eskiden anlamazdım seni Yürürken ıslanmak istemezdim yağmur Eteklerimi düşünürdüm, ıslanan gözlüğümü Şimdi aklımda terasta oturduğumuz gece Hani Ay’ı beklerken senin bizi selamladığın Acıtmadan, kaçırmadan, sakince Önümde denizden gelen bir sesti konuşan Kazınmıştı aklıma kırık bir cümleyle Sana…