-

Artık Gidemezken Ona
Ona giderken sevinen ayakkabılarımın Kanatlandığı hissine kapıldım hep. Sigaramın dumanı ile uçup gidecekmişçesine, Toprağa ayak basabilmemin zorlaştığı. Öyle ki her gidişimle Coşkun akan bir nehre dönüştü Yosun tutan yüreğim, Hayaliyle dolup taşan ciğerlerim yüzünden. Sanki biliyor gibiydi herkes ona gittiğimi İnsanların yüzlerindeki tebessümü Kavuşmamızı isteyen bir duaya benzetiyordum Huzurla yanlarından geçip giderken. Yoldaki çukurlar bile… Okumaya devam edin
-

Gün Işığı
Gece karanlık, karanlık yine gökyüzü Ay ışığı, yıldızlar.. Neden bu gece yoksunuz? Karanlığın içinde bir ışık bile yok! Karanlığı sevmiyorum Siyah, simsiyah sanki her yer! Gün ışısa artık, Gün doğsa, güneş doğsa artık.. Hüzün gibi karanlık, Umutsuzluk gibi.. Kimsesizlik gibi karanlık Gece ne olur, git artık.. Gün ışığı, aydınlat dünyamı Güneş, gülümse hayatıma Karanlıklar içinde… Okumaya devam edin
-

Kayboluşa Meyilli Günlük – 4
Zaman geçip gidiyor ve ben camdan trenin geçişini izliyorum. Korktuğumu yeniden fark ettim. Bir gün atölyemde olmamaktan korkuyorum. İnsanlar uğraşları olmadığında insanları takıntı haline getirirmiş; ben insanlardan uzaklaştım ve sanatı takıntı haline getirdim. Sanat bir sözlük haline geldi benim için, tanımadığım bir ülkede kullanmak zorunda olduğum. Korkuyorum bir gün onu kaybetmekten. Özellikle henüz inancım varken… Okumaya devam edin
-

Çiçekli Çöplük Mezarlığı
Bu bugün bulduğum üçüncü ölü kuş. Çok küçük ve güzel. Kanatlarının üstü açık sarı. Yüzünde siyah çizgiler var ve karnındaki tüyler resmen mavi. Avuç içim kadar, insanın yanına yaklaşmaya kıyamayacağı türden. Ama şimdi cansız ve yerde yatıyor. Kuşun güzelliğini görünce daha da sinirleniyorum kedilere. Peçeteyle tutup kaldırdım kaldırımdan. Sardım biraz. Hala sıcak olan kanı elime… Okumaya devam edin
-

Gözlük, Kalem, Kitap ve Öğretmen
Kimimiz ayakta, kimimiz oturmuş ve kimimiz de bulduğu en yakın duvara dayanmış dinliyorduk. Bir gözlüğün anlattığı, en acı ağıtlardan daha derine dokunan hikayeyi dinliyorduk. Bir gözlük, evet evet bildiğiniz gözlük. Mavi köşeli çerçeveleri olan. Hani öğretmenlerin taktığından. Heh işte öyle bir gözlük. Hiç aklıma gelmezdi bir gözlükten hikaye dinleyeceğim. Ama işte ahir zaman mı derseniz… Okumaya devam edin
-

Karanlığın Boğduğu Mavilik
Uçsuz bucaksız maviliğin ardında saklanıp duran kuşların gün yüzüne çıkmasını beklerken omzumun üzerine çıkmış olan kedimi kucağıma aldım.Miyavlayıp dururken grimsi tüylerinde parmaklarımı gezdirmek huzur dışında başka bir duygu bırakmıyordu.Bulutlar geriye doğru çekilirken etrafı maviliğin gizlediği koyuluk kapladı. Günlerdir güneşli olan hava birden kararmış ve yerini… bilinmezliğe bırakmıştı.Koyu bulutların taşıdığı o umutsuzluktu bahsettiğim.Kucağımdaki bebeğim bir kere… Okumaya devam edin
-
Vicdan Meselesi
Hep merak etmişti Ay ile Güneş iyi anlaşırlar mı ki Ne diye kovalarlar birbirlerini Birinin olduğu göğe Öteki giremezmiş gibi Sonra birine zulüm dedi Diğerine vicdan Kimin kim olduğunu söylemedi Alınmalarını istemezdi Fısıldadı gün batarken ‘Vicdan varsa zulüm girmez içeri Zalim kalp vicdan nedir bilmezken Ay kovalar durur Güneşi’
-
Aldatıcı Sosyallik Algısı
Bazen yıldızları çok uzakta aradığımızı düşünüyorum. Gün geçtikçe dünyanın daha sosyal bir yere dönüştüğünü düşünüyoruz. İnsanlar sosyal platformlarda sosyal etkinliklerini paylaşıp tek tuşla – yüz yüze olsa birden ulaşamayacağı kadar çok bireye ulaşıp – etkileşim alıyor. Her şey fazlasıyla ulaşılabilir; hayatımızla ilgili gelişmeler, detaylar, gereksiz ve özel bilgiler… Yani henüz birkaç yıl önce akılsız telefonla,…
-
Adalet Neden Geç Gelir Veya Hiç Gelmez?
İşleneceğini bildiğiniz bir cinayet olsa siz ne yapardınız? Bugün sizlere Marquez’in 1981’de yayımlanan polisiye romanı Kırmızı Pazartesi’den bahsedeceğim. Orijinal dili İspanyolca’da “İşleneceğini Herkesin Bildiği Cinayetin Öyküsü” olarak yayımlanan roman kısaca: cinayeti önceden duyurulmuş, bir iftira üzerine namus cinayetine kurban gidecek Santiago Nasar’ın öleceği günü, kasaba halkının neler yaptığını, neden engel olmadıklarını, cinayetin neden işlendiğini anlatır…
-
Felaketler İçinde Yeşeren Bir Aşk
Sevgili Maria, Nasılsın? Umarım iyisindir. Beni sorma Maria; şimdi sana bu mektubu darağacına gitmeden hemen önce yazıyorum. Bu bizim kısacık hikâyemiz bana hep ümit oldu. Sen akıllanmaz bir serseriden, vatanperver, aşkı için canını verecek bir adam yaptın ve şimdi en azından ailemi gururlandırarak bir amaç uğruna gidiyorum bu dünyadan. Sakın bu ayrılık için kendini hırpalama;…
-
Kendini İmha Butonu
Çocukken izlediğimiz filmlerde robotların kendini imha etme tuşu vardı. Aklıma yatmıyordu, kontrolden çıkmış bir robotu durdurmak isteyen ikinci bir kişinin o kırmızı butona basmasını anlayabilirim, ama robotun veya herhangi bir sistemin kendini nasıl ve neden yok edebileceğine dair bir cevabım yoktu. Şu sıralar ise bazen kendini imha etmeye çalışan robotlar gibi davrandığımı fark ediyorum. İnsan…
-
İcat
“Bitti!” diye bağırdı elindeki objeyi kaldırıp. Üzerinde aylardır çalıştığı ve sonunda bitirdiği, daha önce ne duyulmuş ne görülmüş bir icattı. Bundan kimseye bahsetmek istemiyordu çünkü illegal olması muhtemeldi. Buluşuna isim koyma işini sonraya bırakabilirdi. Bu icat yaklaşık bir telsiz büyüklüğündeydi, tepesinde iki anteni, bir kulaklık girişi ve eski bir ekranı vardı. Hurdacılardan topladığı eşyalarla ancak…
