-

Kayboluşa Meyilli Günlük – 1
O felaketten sonra diye başlamak istiyorum. Felaketin ne olduğunu söylemeyeceğim. Olur da gelecekte günlüğümü bulurlarsa araştırıp öğrenebilirler, çünkü bir ben yaşamadım ve gizli saklı değildi. Yine de bu kalemi elime derin ve karanlık günleri yazmak için almadım. Dediğim gibi, isteyen açıp bakabilir. Gözü olan görebilir ve araştıran bulur. Çok uzakta değil, burnunun dibinde bulur. O… Okumaya devam edin
-

Bahtımızın Döndüğü Gün ve Bir Resim
Muhteşem Süleyman 1529’da Birinci Viyana Kuşatmasını yaptığında Avrupa; özellikle Hıristiyan merkezli ülke ve halklar çok korkmuştu. Gerçi bütün Avrupa’ya hakim olan Roma, Vatikan’daki Katolik Papa’nın; ülkelere, Kayserlere, krallara ve halka hükmetme ve her şeyi yönetme gücü; Reform ve Rönesans hareketleriyle ağır ağır sarsılmaktaydı. Katolik Kilisesi, halkın ve idarecilerin üzerindeydi ve çok ağır bir yozlaşma, yobazlık… Okumaya devam edin
-

Mavi Boncuklar – 2
Kabuslar…Kabuslar…Kabuslar… Üzerinde bulunduğum yatak dışında odada başka bir şey yokken gözlerim sakinleşmek için duvarda sabitlenmişti. Şakaklarımdan köprücük kemiklerime yol alan ter damlasını elimin tersiyle sildiğimde yataktan kalkmak zor gelmişti. “O yaşıyor” demişti. Ama benim için aynısını demeyecekti. Korku, bir kere daha tüm bedenimi sarmaladığında dizlerimi kendime çektim. Hava daha aydınlanmamıştı ve ben günlerdir uykusuzdum. Gözlerim… Okumaya devam edin
-

Mahalle Anıları – 1
Aşağı mahalleden bağıran teyzenin sesi ne kadar uzaklaşırsak uzaklaşalım hala duyuluyordu. Sanki arkamızdan o da bisiklete atlamış gibiydi. Kaldırımların olmadığı ve arabaların da yolun yarısını kapladığı o dar sokaklardan bisikletlerimizle geçerken hemen yanımdaki kardeşimle göz göze geldik. Az önce bize bağıran o teyzenin yeni yıkamış olduğu çamaşırlarına çamur sıçratmıştık. Ama suç bizim değildi. Yağmurundu. Yağmur… Okumaya devam edin
-

Bir Köy Öğretmeninin Eseri
Bir köylü veya bir şehirli çocuğunun, kendi açısından artıları da, eksileri de vardır. Doğayı tanımak, hayvanları bilmek ve hatta onlarla iç içe yaşamak, tabiat olaylarına karşı tedbir almak, sınırlı imkânlarla hayatı devam ettirmek konusunda köylü çocukları; şehirli çocuklardan daha ileridedir. İletişim araçları, teknik araçlar, ulaşım, sanat etkinlikleri, gösteri ve kültürel çalışmalar, müzeler, kütüphaneler, pazarlar, sağlık… Okumaya devam edin
-

Şeb-i Yelda Firarisi
Darağacı kurmuşsa gözlerin, Yani beni unutmuşsa, İşte sebebi budur mahkûmiyetin, Sebebi budur firârî gecelerin. Ki ben değilim bir âsi, Meczup deseler de inanma, değilim. b-ı hayât kılınmış sanardım, gözlerin; Ve gayrısı sürgün sayılmış derdim, Ve bir nefeslik mühlet verilmişti gönlüme, Ve sensizlik ölüm cezasına çarptırılmış bilirdim. Bir akşamüstü darağacı kurmuştu, Gözlerin; Aldatıldım, Halbuki onsuz sanki… Okumaya devam edin
-
Vicdan Meselesi
Hep merak etmişti Ay ile Güneş iyi anlaşırlar mı ki Ne diye kovalarlar birbirlerini Birinin olduğu göğe Öteki giremezmiş gibi Sonra birine zulüm dedi Diğerine vicdan Kimin kim olduğunu söylemedi Alınmalarını istemezdi Fısıldadı gün batarken ‘Vicdan varsa zulüm girmez içeri Zalim kalp vicdan nedir bilmezken Ay kovalar durur Güneşi’
-
Aldatıcı Sosyallik Algısı
Bazen yıldızları çok uzakta aradığımızı düşünüyorum. Gün geçtikçe dünyanın daha sosyal bir yere dönüştüğünü düşünüyoruz. İnsanlar sosyal platformlarda sosyal etkinliklerini paylaşıp tek tuşla – yüz yüze olsa birden ulaşamayacağı kadar çok bireye ulaşıp – etkileşim alıyor. Her şey fazlasıyla ulaşılabilir; hayatımızla ilgili gelişmeler, detaylar, gereksiz ve özel bilgiler… Yani henüz birkaç yıl önce akılsız telefonla,…
-
Adalet Neden Geç Gelir Veya Hiç Gelmez?
İşleneceğini bildiğiniz bir cinayet olsa siz ne yapardınız? Bugün sizlere Marquez’in 1981’de yayımlanan polisiye romanı Kırmızı Pazartesi’den bahsedeceğim. Orijinal dili İspanyolca’da “İşleneceğini Herkesin Bildiği Cinayetin Öyküsü” olarak yayımlanan roman kısaca: cinayeti önceden duyurulmuş, bir iftira üzerine namus cinayetine kurban gidecek Santiago Nasar’ın öleceği günü, kasaba halkının neler yaptığını, neden engel olmadıklarını, cinayetin neden işlendiğini anlatır…
-
Felaketler İçinde Yeşeren Bir Aşk
Sevgili Maria, Nasılsın? Umarım iyisindir. Beni sorma Maria; şimdi sana bu mektubu darağacına gitmeden hemen önce yazıyorum. Bu bizim kısacık hikâyemiz bana hep ümit oldu. Sen akıllanmaz bir serseriden, vatanperver, aşkı için canını verecek bir adam yaptın ve şimdi en azından ailemi gururlandırarak bir amaç uğruna gidiyorum bu dünyadan. Sakın bu ayrılık için kendini hırpalama;…
-
Kendini İmha Butonu
Çocukken izlediğimiz filmlerde robotların kendini imha etme tuşu vardı. Aklıma yatmıyordu, kontrolden çıkmış bir robotu durdurmak isteyen ikinci bir kişinin o kırmızı butona basmasını anlayabilirim, ama robotun veya herhangi bir sistemin kendini nasıl ve neden yok edebileceğine dair bir cevabım yoktu. Şu sıralar ise bazen kendini imha etmeye çalışan robotlar gibi davrandığımı fark ediyorum. İnsan…
-
İcat
“Bitti!” diye bağırdı elindeki objeyi kaldırıp. Üzerinde aylardır çalıştığı ve sonunda bitirdiği, daha önce ne duyulmuş ne görülmüş bir icattı. Bundan kimseye bahsetmek istemiyordu çünkü illegal olması muhtemeldi. Buluşuna isim koyma işini sonraya bırakabilirdi. Bu icat yaklaşık bir telsiz büyüklüğündeydi, tepesinde iki anteni, bir kulaklık girişi ve eski bir ekranı vardı. Hurdacılardan topladığı eşyalarla ancak…
