• Kayıt Altında – 1

    Kayıt Altında – 1

    Kameranın yanıp sönen kırmızı ışığına takılmamak mümkün değildi. Kafamın içinde zaten bir sürü şey dönüyordu, bir de üstüne bu ışık eklenmişti.  Hah! Gülünçtü.  “Salı günü tam o saat aralıklarında orada olduğunun kanıtı elimizde. Ve sen buna dair tek kelime etmemekte kararlısın. Peki, neden?” Kelepçeli ellerim masanın üzerinde dururken odanın ortasında, başımın tam üzerinde, üflesem sallanacak… Okumaya devam edin

  • Güneş ve Ay

    Güneş ve Ay

    14 yaşındaki bana selamlar… Yine saat dokuza geliyordu. Ay, bu sefer umutluydu çünkü dolunay olarak çıkıyordu herkesin karşısına. Bu sefer başarmak istiyordu. Güneşi yenmek istiyordu. Sıkılmıştı ona bağlı yaşayıp küçük olmaktan.  Yılda sadece iki kere insanlar Ay’a hayranlıkla bakardı. O günlerde de Ay, Güneş ile çıkardı ortaya. Beraber olmaları insanların dikkatini çekerdi. Çünkü iki küs… Okumaya devam edin

  • Şok Tedavisi

    Şok Tedavisi

    Herkesin Anlatılacak Bir Hikayesi Vardır Babam Gönen Köy Enstitüsünde üçüncü sınıfa kadar okumuş. Arkadaşları arasında çıkan bir kavgada, altta kalan arkadaşını kurtaracağım derken; ister istemez kavgaya dahil olmuş. Kavgadan dolayı disiplin kuruluna verilmişler. Kavga içindeki şiddet ve yaralanmalardan dolayı ceza alınca; dedem de, onu, “işim zaten çok” diye okuldan almış. Onun tahta bavulunda köy enstitüsü… Okumaya devam edin

  • Kayıp Oyuncaklar

    Kayıp Oyuncaklar

    Bir avuç çocukla birkaç avuç yetişkinlermiş. Birileri ışıkları kapatmış. Karanlık çökmüş. Göz gözü göremez, birbirine güven veremez olmuş. Birbirine tutunan eller kopmaya başlamış. O karanlığın içinde ne kadar arasalar da birbirlerini tekrar bulamamışlar. Hep başka bir elin, başka bir dostun varlığına alışık olduklarından önce afallamış sonra da çökmüşler. Korkmuşlar anlayacağınız. Çocuklar korkmaya zaten alışıkmış. Korkmaya… Okumaya devam edin

  • Nedimeden Hallice

    Nedimeden Hallice

    Dünya evine giren Senin canından canmış Sana düşen rol Nedimeden halliceymiş Gidemeyen olmak sana düşmüş Sen hayallerinle beraber düşmüşsün Gerçek hayatta ve hatta rüyada Olmak üzere üçer defa Defalarca düştüğün ve kaçtığın günün Hikayesine hiç girmeyeceğim Zira biz seni kovaladık Haftalarca sen kaçtın biz kovaladık Sonra bir çay bardağına takıldık kaldık Ben mutfakta çayın demini… Okumaya devam edin

  • [Da]yanmak

    [Da]yanmak

    Yeri ıslatan damlalar gibi Kayıp yapraklardan Beyaz kumaşa konulmuş acıları Kayıp insanların Kayıp fısıltıları dökülen çadırlardan “Durun, bir vedam kalmıştı.” İçime atıp beklettiğim vedam Hareketlenirse batar kemik kırıkları “Duracak toprak kalmadı, Yürüyün!” çocuk ve adam Tek gözünü açmak dipsiz bir karanlığa Pis kokulu bir kabusa uyanmak Dayanmak kuru bir ağaca Durmadan Molozlardan bir bakışı anmak… Okumaya devam edin

  • Azdahak: Bir Kuyruklu Yıldız Hikayesi

    Aylarca doğru düzgün kitap okuyamayan ben, bu kitabı iki gün içinde okumadım, yalayıp yuttum resmen. Çok sürükleyici, kendini okutturan, okuması da çok zevkli harika bir kitap. Okurken İskender Pala ile ilk tanıştığım zamanları düşündüm, 12-13 yaşlarındaydım ve İskender Pala’nın o sürükleyici kalemine, daha ilk sayfadan okuru olayların ortasına çekişine ve edebiyatının gücüne hayran olmuştum. Şimdi…

  • Sandukça; Tohum

    Bu, ben olarak yüklendiğim en ağır yük Ve aynı zamanda en hafifi Yarın aynı ben olmayacağım Bir hafta sorna tamamıyla başkası Belki yıllar sorna kendimi tanıyamayacağım  Bu, ben olarak yaşadığım tek kış Bahara kalmaz değişeceğim Belki bende cicekler açarım Belki de açmam Simdi attığım tohum o zamanın toprağını tutacak mı Kim bilir ? Ama kim olursam olayım o tohumu atacağım Belki onu sulamayan da ben olacağım Yaşasın…

  • Sana Şiir Yazmayacaktım

    sana şiir yazmayacaktımoturup kalbimi parçaladımkalın portakal kabuklarına yaptığım gibigüneş battıktan sonrave diş macunundan sonra yediğimizsana şiir yazmayacaktımalışır acı tadına ağzımtıpkı alıştığı gibi dilimin aynı cümlelerehepsi gülemediğim koca bir şakabunu bir hücre biliyor sadeceiçimde unutulmuş herhangi bir köşedebaşka neyi unuttum biliyor musunsana şiir yazmayacaktımkendini şiir sanmasın diye bu alçak yazıbüyük harfleri unuttum diğer sayfadaonlarsız yazmayı sevmem…

  • Bre Hasan!

    Sular akıyor. Güneşin vurduğu ışıkla yerdeki bulutlar gibi parlıyorlar. Turkuazın üstünde yer yer gri ve yeşil. İç içe akıyor. Birbirini tamamlıyor bir yapboz gibi. Durmuyor, durmadan akıyor. Taşlara vurup sıçrıyor savaş meydanındaki mızraklar gibi! Havada çarpışıyor. Parçalanıp yeniden damlalarına ayrılıyor ve kendini akıntıya bırakıyor. Geldiği yere, memleketine… Birkaç metre ilerde yeniden çalkalanmadan önce sakince ilerliyor.…

  • Plakların İçindeki Renkler

    Pazar yeri sabahın serinliğini henüz kaybetmemişti. Tezgâhlar birer birer açılırken küçük kız köşedeki yerini sessizce aldı. Önüne eski plakları dizdi; bazıları çizik, bazıları solgundu. Ama onun gözünde her biri boş bir tuvaldi. Boya kutusunu açtı, fırçasını eline aldı ve ilk plağın üzerine mavi bir gökyüzü işlemeye başladı. Yan tezgâhtaki adam ona bakıp başını salladı. “Yine…

  • Yağmur

    Sesini duydum, sabahın beşiydi Annem olsa çamaşırları düşünürdü Ben bir mevsimi düşündüm, bir kişiyi Aklıma geldi değiştiğim Çünkü eskiden anlamazdım seni Yürürken ıslanmak istemezdim yağmur Eteklerimi düşünürdüm, ıslanan gözlüğümü Şimdi aklımda terasta oturduğumuz gece Hani Ay’ı beklerken senin bizi selamladığın Acıtmadan, kaçırmadan, sakince Önümde denizden gelen bir sesti konuşan Kazınmıştı aklıma kırık bir cümleyle Sana…