-

Sen Ağladığında Saksıdaki Çiçekler Solardı
Sen ağladığında Saksıdaki çiçekler solardı Hem de nasıl solmak Çatalla bakışırdık Kendimi izlerdim daha doğrusu Yansımadan Sana bakamadığımdan Anlatırdın Boğazına batan dikenler yokmuş gibi Anlatırdın ve susmak gelirdi elimizden Elimiz örtünün altında olurdu Ya da çenemizde Çünkü bir yere uydurmak zordu Sen anlatırken batardı gözüme Parmaklarım utanırdı Senden duyduklarından Duvar da bakardı İlginç ama bakışırdınız… Okumaya devam edin
-

Benden Bana Benim Hakkımda Bir Mektup
Ekim ayındayız. Sonbaharın eylül olamadığı için dışlanan ayıymış. Eylülde romantik yağmurlar, renkli şemsiyeler, kahveler ve kitaplar varmış. Öyle diyorlar. Asla öyle hissetmedim. Kasımda doğdum. Kasım hiç sonbahar gibi gelmedi, benim için yıl yaz ve kış olarak ikiye ayrılıyor. Yaz yaklaştıkça seviniyorum. Aylar o kadar hızlı geçiyor ki bırak ekimi, eylülü, yılbaşına ne zaman nasıl giriyoruz… Okumaya devam edin
-

Mutlu Ol Lotte
İlk ve son kez böyle konuşacağım, yazacağım yani. Aylarımı saran o karabasandan kurtulmam lazım. Üzgünüm Lotte, ama aşk öyle toz pembe değilmiş. En azından bir aşka üçüncü kişi olarak dahil olmaya çalışan benim gibiler için… Şimdi bu mektubun seni üzmesine izin vermeyeceğine söz ver. Eğer içinde küçük bir tereddüt bile varsa, lütfen hemen kağıtları yırt… Okumaya devam edin
-

Acı Tatlı Bir Sos
ben şehirden dağlara kaçmadım hiçorada bir yerde köyüm de olmadıdedemin bir bağı vardı imamlık görevini yaptığıgidilirdi bazı yaz akşamları ki yılda iki gece eder buoturma odasında iki duvara monte edilmiş tahta sedirlerpencereden uzandığında dalından ağzına düşen dutlardaha fazlası yoktu.dutlar ve dedem ve Allah ve namaz ve küçücük bir mutfak sonra gidişler, hastalıktan nefessiz kalmalargidişi dedemin… Okumaya devam edin
-

Geçti
Bir öğleden sonrası Damlalar raylara damlarken eğikti boynu Parke taşlarının şekliyle oyalanıyordu Sesi vardı trenin, lakin kendisi yoktu Titriyordu raylar Çalılara düşerken damlalar Parkelerin üstünde duran sayfalara baktı Parçalanmıştı kağıtlar Eski mektuplarını hatırladı Bir adım attı raylara yönelip Yağmur süratle ıslattı Direndi gözlerini açık tutup Uzaktaki sivri çatılara baktı. Kıvranıyordu rüzgar sesini duyurmak için Kulağına… Okumaya devam edin
-

Sonra Kayboldu Müslüme Abla
“Ay yok ya, iyiyim ben.” “Emin misin Müslüme Abla, evde değilmişsin gibi açmıyorsun perdeleri? Geçen manava giderken geçtim camın önünden, güneşlikler kapalıydı hep.” “Temizlik yapıyordum o gün, kurusun diye taktım perdeleri.” “E kendin mi taktın yoksa? Söyleseydin ben oğlanı gönderirdim, beline dikkat edecektin hani ameliyattan sonra?” “Bir şey olmadı canım. Hem pazar pazar işi vardır… Okumaya devam edin
-
Başlığı farketmez bir mektup
Bugün veya dün veyahut yarın, kavurucu bir güneşin altında sizi unutana dek…
-
Kestaneli Pasta
Soğuktan dolayı, Efsun’un ağzından çıkan duman havaya karıştı. İstanbul sokaklarında dolaşıp duruyor, pastaneyi arıyordu. Sokaklar tabii ki tıklım tıklımdı, etraf insandan geçilmiyordu. Arabaların ve insanların gürültüsü dinmiyor, sokaklar daha da kalabalıklaşıyor, etrafta koşuşturan çoğu insan bir yerlere yetişmeye çalışıyordu. Birkaç saat sonra hem yeni yıla hem de yeni yaşına girecekti Efsun. Sokaklar bu yüzden kalabalıktı:…
-
Yeni Dünya
Az kaldı Paramparça oldum yeni dünya Biliyor musun Neler oluyor duvarın arkasında Neler olmuyor, olamıyor Çünkü bitti Biliyordum, az kalmıştı Bir tek gerçek vardı bildiğim Gerçekliğinden emin olduğum Şimdi binmiş atına geliyor Ne yaparsın yeni dünya Üç kelime kaldı dilimde Onları çevirip duruyorum Diğerleri evimde Evim neredeyse Geri dönemiyorum Dönsem ne olur Kim tutar rüzgara…
-
Yas Üflenmiş Güller
“Kral gibi yaşamak benim için kral olmaktan daha iyi.” (Kral Oidipus) ‘Bir kralın ölüşü sonsuzlukla lanetlenmiş bir yasın doğuşudur.’ Bunu öğrendiğimde henüz yirmili yaşlarımdaydım. Küçük bir demircide çalışıyor, bütün gün karanlığın iz sürdüğü dehlizlerde kızgın demirleri dövüyordum. Ellerim daha nasır tutmamış, sırtım bir dağın tepesi gibi kıvrılmamıştı. Kanım deli akardı ve ben üzerime yüklenen yorgunluğun…
-
Edilmemiş Vedanın Kefareti
Çok iyi tanıdığım bir yabancıya; Gördün mü bak, yine veda edemedik. İlk veda etmeden ayrılışımızı hatırlıyor musun? Sen çok aramıştın, ben çok kaçmıştım sonra da bir anda bambaşka bir yerde ortaya çıkıvermiştim. Veda etmeden çekip gitmiştim ama geri gelecektim ve ben gittiğim gibi geri geldiğimde aramızdaki herşey aynı kalmış olacaktı. Sanki hiç gitmemiş hep var…
-
İkimiz Kaldık
Ellerimin titrediğini hissediyorum. Odam buz gibi. Parmak uçlarım bu odada neye dokunsa soğuktan uyuşmaya başlıyor. Aylar önce siyah astar attığım tuval beni izliyor, “Benden başka kimse yok, biliyorsun değil mi?” diyor. Burada başka kimse yok. Dışarıda da yok. İşin aslı, dünyada benden, bu tuvalden ve içimde büyüyen o alevden başka bir şey var mı emin…
