-

Sessiz Çığlık: İçsel Arayıştaki Yalnız Yürüyüş
Sol göğsümün hemen altında yer alan armayı parmak uçlarım okşarken yüzümde yer alması gereken bir gülümseme yoktu. Bulunduğum odada yalnız başıma geçirdiğim 19. dakikaya girerken pencereden gelen dalga sesleriyle başımı o tarafa çevirdim. Yıllarca çalışmam ve ardından gelen başarıların beni bu ana bağlaması gerekiyorken ben kendimi bu manzaraya ait hissetmiyordum. Neden bilmiyordum ama içimde çığlık… Okumaya devam edin
-

Umut Hala Var Mıydı?
Ağlamak insanı ne zamandan beri rahatlatıyordu? Dudaklarıma sürdüğüm nemlendiriciyi, parmaklarımla taşan yerleri temizledikten sonra aynadaki yansımama baktım. Karşımda duran kişi ne zamandan beri bana bu kadar yabancı bakar olmuştu? Gözlerindeki karanlık ve yüzüne oturmuş belirsizlikle o kadar umutsuz duruyor ki… Bu durum beni dahi korkutuyordu. Parmak uçlarım dudaklarımdan kayıp aynadaki bana dokunduğunda dudaklarımın arasından belirsiz… Okumaya devam edin
-

Kimden Kaçıyordu?
Kimden kaçıyordu? Bilen yok. Neyden kaçıyordu? Bilen yok. Kendimi bildim bileli kaçıyordu. Nereli olduğunu bırak ismini bile bilmiyorduk. Kıyafetleri hep tozlu, heybesi boş olurdu. Göz göze gelmekten korktuğundan olacak hep yere bakardı, tek kelime ettiğini duyan yoktu. Köyün dışında, dağlarda yaşardı; ayda bir kez çarşıya gelir sonra yine ortadan kaybolurdu. Çocukken sokaklarda oyun oynarken önümden… Okumaya devam edin
-

Tekrar Yıkılana Kadar
Bir el uzandı ve kar küresini salladı. Hayaller ve hayatlar birbirine karıştı. Her şey sallanırken ve tekrar durulurken camların dışından bir çift göz hepsini izledi. Renkler birbiri ardınca önce bulanıp sonra da duruldular. Sonra aradan zaman geçti ve kürenin içinde yeniden yeni bir hayat başladı. Havada savrulup duran o kar taneleri, hayatların üzerine yavaşça indiler.… Okumaya devam edin
-

Madonna İle Akşam Çayı
“Bir cümleyle beni ne hale getirdiğinizin farkında mısınız?” Beni tepki vermeden dinliyordu. Zihnimde karanlık bir odadaydık. Uzun bir masanın iki köşesine oturmuştuk. Ona hesap soran bendim. Tavrım onu şaşırtmıyordu, hatta bu çıkışıma kendim şaşırmıştım. Kitabın içine elime geçen ilk peçeteyi sıkıştırıp masanın üstüne bıraktım. “Birkaç yıl geriye gittiğimi itiraf etmek zorundayım. Hatta üzerine biraz daha… Okumaya devam edin
-

İstanbul’a
İstanbul, cümleye nereden başlayacağını bilemediğin anlar olur. Bu bana mevzu çok derin olduğu zaman çok sık oluyor. Ama edebiyatım kuvvetlidir. Bir şekilde bulurum bir yolunu cümleye başlamanın. Ama konuşamadığım, söze başlayamadığım tek bir konu var: sen İstanbul. Sen kimsin İstanbul? Neden mevzu sana geldiği zaman dilim tutuluyor? Bebekliğim misin? Çocukluğum musun? Yuvam mısın? Saçımı okşayanım… Okumaya devam edin
-
Vicdan Meselesi
Hep merak etmişti Ay ile Güneş iyi anlaşırlar mı ki Ne diye kovalarlar birbirlerini Birinin olduğu göğe Öteki giremezmiş gibi Sonra birine zulüm dedi Diğerine vicdan Kimin kim olduğunu söylemedi Alınmalarını istemezdi Fısıldadı gün batarken ‘Vicdan varsa zulüm girmez içeri Zalim kalp vicdan nedir bilmezken Ay kovalar durur Güneşi’
-
Aldatıcı Sosyallik Algısı
Bazen yıldızları çok uzakta aradığımızı düşünüyorum. Gün geçtikçe dünyanın daha sosyal bir yere dönüştüğünü düşünüyoruz. İnsanlar sosyal platformlarda sosyal etkinliklerini paylaşıp tek tuşla – yüz yüze olsa birden ulaşamayacağı kadar çok bireye ulaşıp – etkileşim alıyor. Her şey fazlasıyla ulaşılabilir; hayatımızla ilgili gelişmeler, detaylar, gereksiz ve özel bilgiler… Yani henüz birkaç yıl önce akılsız telefonla,…
-
Adalet Neden Geç Gelir Veya Hiç Gelmez?
İşleneceğini bildiğiniz bir cinayet olsa siz ne yapardınız? Bugün sizlere Marquez’in 1981’de yayımlanan polisiye romanı Kırmızı Pazartesi’den bahsedeceğim. Orijinal dili İspanyolca’da “İşleneceğini Herkesin Bildiği Cinayetin Öyküsü” olarak yayımlanan roman kısaca: cinayeti önceden duyurulmuş, bir iftira üzerine namus cinayetine kurban gidecek Santiago Nasar’ın öleceği günü, kasaba halkının neler yaptığını, neden engel olmadıklarını, cinayetin neden işlendiğini anlatır…
-
Felaketler İçinde Yeşeren Bir Aşk
Sevgili Maria, Nasılsın? Umarım iyisindir. Beni sorma Maria; şimdi sana bu mektubu darağacına gitmeden hemen önce yazıyorum. Bu bizim kısacık hikâyemiz bana hep ümit oldu. Sen akıllanmaz bir serseriden, vatanperver, aşkı için canını verecek bir adam yaptın ve şimdi en azından ailemi gururlandırarak bir amaç uğruna gidiyorum bu dünyadan. Sakın bu ayrılık için kendini hırpalama;…
-
Kendini İmha Butonu
Çocukken izlediğimiz filmlerde robotların kendini imha etme tuşu vardı. Aklıma yatmıyordu, kontrolden çıkmış bir robotu durdurmak isteyen ikinci bir kişinin o kırmızı butona basmasını anlayabilirim, ama robotun veya herhangi bir sistemin kendini nasıl ve neden yok edebileceğine dair bir cevabım yoktu. Şu sıralar ise bazen kendini imha etmeye çalışan robotlar gibi davrandığımı fark ediyorum. İnsan…
-
İcat
“Bitti!” diye bağırdı elindeki objeyi kaldırıp. Üzerinde aylardır çalıştığı ve sonunda bitirdiği, daha önce ne duyulmuş ne görülmüş bir icattı. Bundan kimseye bahsetmek istemiyordu çünkü illegal olması muhtemeldi. Buluşuna isim koyma işini sonraya bırakabilirdi. Bu icat yaklaşık bir telsiz büyüklüğündeydi, tepesinde iki anteni, bir kulaklık girişi ve eski bir ekranı vardı. Hurdacılardan topladığı eşyalarla ancak…
