-

Sarsıntı
Tamam şimdi burası senin yatağın. Burası tuvalet. Böyle açılıyor sonra üstüne oturuyorsun. Ding dong. Aa zil çaldı kim gelmiş olabilir ki? Tak tak. Tamam geldim geldim! Buyrun siz kimsiniz. Ben komşunuzum. Size yemek getirdim. Lahmacununuz çok güzel olmuştu. Aaa teşekkürler. Ee görüşürüz. Kapıyı kapatalım. Şimdi işe gideceğiz üstümüzü değiştirelim. Etek nerde? Buldum, eteği giyelim. Ceketi… Okumaya devam edin
-

Sürgündeki Günler – 2
Gözlerimi dikmiş olduğum duvardan çekmek geçen her saniyede zorlaşırken kafamda çizmiş olduğum soy ağacımız işleri daha da zorlaştırmıştı. Ben Prens Eric Marschald, ikiz kardeşim Prenses Elenior ile sözde işlediğimiz kraliyete karşı suçtan ötürü yerini dahi bilmediğimiz bir kalede tutsak tutuluyorduk. Hoş, buradaki herkes prens olmamdan dolayı istediğim her şeyi yerine getirmekle yükümlü olsalar da ellerimin… Okumaya devam edin
-

Kelebeğe Mektuplar – 4
Sevgili Kelebek, Uzayıp giden yolun arkasından daldığım düşüncelerim sanki cama yansıyordu. Gözlerim gördüklerimden çok fikirlerimde gezinirken elimi uzatıp radyoda çalan müziğin sesini biraz daha açmıştım. Evet bugün sana hayatımdan bir günü anlatacağım. Daha öncesinde hiç mutlu bir anımı yazmadığımı fark ettim ve bu senin gibi iki günlük ömrü olan bir dostuma acımasızlık olurdu. Yürümeye çalıştığım… Okumaya devam edin
-

Dönebilir Misin Eve Yine De?
“Rüzgar hazır mısın bir şiir dinlemeye?” Diye bağırıyorum, rüzgar anlamış gibi bir coşuyor. Yıllardan beri uğramadın buralara Hiç özlemedin mi beni yoksa Sensiz bir yarım eksik sanki Bilirim, bilirsin ne hissettiğimi Neredesin bu baharın ilk cemi Yeni hayaller filizlenmiyor sensiz Neredesin bu dikenin gülü Dallar elime batıyor çiçeksiz Bilirim unutmazsın dönüş yolunu Ne kadar uzaklaşsan… Okumaya devam edin
-

Kumun İçinde Bir İncir
Bir koku, bir tını tetikledi Ruhumun çıktığı gezmeleri Gündüz ve gece boyu Kalabalığın tam ortasında Bakışlarım otogar girişi, Köşe başı, Sırtımda bir his atamadığım Sanki senaryo yanlış Yanlış bu rüyanın başı Bir görüntüydü tetikleyen Bir insan İnandım ikinci sefer bakana kadar Hep tutuldu nefesim Yoruldum aklımın oyunundan Kırıklar düştü kafesime Kırıldıysam umudumdan Güneş yüzümü görmeye… Okumaya devam edin
-

Hayattan Kısa Bir Kesit
Küçük kızın gülücük sesleri hala kulaklarımda yankılanıyordu. Bugün yürüyüşe çıktığımda oyun alanının yanından geçerken görmüştüm onu. Dört veya beş yaşlarındaydı, uzun sarı saçları rüzgarla uçuşuyor, babası onu yukarı atıp tuttukça gülüşü bütün parkı renklendiriyordu. Güneşin yavaş yavaş battığı sakin bir ikindi vaktiydi. Durup babası ile kızı uzaktan izledim biraz. Babası küçük kızının artık yorulup eve… Okumaya devam edin
-
Başlığı farketmez bir mektup
Bugün veya dün veyahut yarın, kavurucu bir güneşin altında sizi unutana dek…
-
Kestaneli Pasta
Soğuktan dolayı, Efsun’un ağzından çıkan duman havaya karıştı. İstanbul sokaklarında dolaşıp duruyor, pastaneyi arıyordu. Sokaklar tabii ki tıklım tıklımdı, etraf insandan geçilmiyordu. Arabaların ve insanların gürültüsü dinmiyor, sokaklar daha da kalabalıklaşıyor, etrafta koşuşturan çoğu insan bir yerlere yetişmeye çalışıyordu. Birkaç saat sonra hem yeni yıla hem de yeni yaşına girecekti Efsun. Sokaklar bu yüzden kalabalıktı:…
-
Yeni Dünya
Az kaldı Paramparça oldum yeni dünya Biliyor musun Neler oluyor duvarın arkasında Neler olmuyor, olamıyor Çünkü bitti Biliyordum, az kalmıştı Bir tek gerçek vardı bildiğim Gerçekliğinden emin olduğum Şimdi binmiş atına geliyor Ne yaparsın yeni dünya Üç kelime kaldı dilimde Onları çevirip duruyorum Diğerleri evimde Evim neredeyse Geri dönemiyorum Dönsem ne olur Kim tutar rüzgara…
-
Yas Üflenmiş Güller
“Kral gibi yaşamak benim için kral olmaktan daha iyi.” (Kral Oidipus) ‘Bir kralın ölüşü sonsuzlukla lanetlenmiş bir yasın doğuşudur.’ Bunu öğrendiğimde henüz yirmili yaşlarımdaydım. Küçük bir demircide çalışıyor, bütün gün karanlığın iz sürdüğü dehlizlerde kızgın demirleri dövüyordum. Ellerim daha nasır tutmamış, sırtım bir dağın tepesi gibi kıvrılmamıştı. Kanım deli akardı ve ben üzerime yüklenen yorgunluğun…
-
Edilmemiş Vedanın Kefareti
Çok iyi tanıdığım bir yabancıya; Gördün mü bak, yine veda edemedik. İlk veda etmeden ayrılışımızı hatırlıyor musun? Sen çok aramıştın, ben çok kaçmıştım sonra da bir anda bambaşka bir yerde ortaya çıkıvermiştim. Veda etmeden çekip gitmiştim ama geri gelecektim ve ben gittiğim gibi geri geldiğimde aramızdaki herşey aynı kalmış olacaktı. Sanki hiç gitmemiş hep var…
-
İkimiz Kaldık
Ellerimin titrediğini hissediyorum. Odam buz gibi. Parmak uçlarım bu odada neye dokunsa soğuktan uyuşmaya başlıyor. Aylar önce siyah astar attığım tuval beni izliyor, “Benden başka kimse yok, biliyorsun değil mi?” diyor. Burada başka kimse yok. Dışarıda da yok. İşin aslı, dünyada benden, bu tuvalden ve içimde büyüyen o alevden başka bir şey var mı emin…
