-

Rüyadaki Kadın
Rüyamda bir kadın gördüm Gözleri yerine tüp boyalar saplanmıştı Kadını soğuk salonda gördüm Parmakları benim gibi buz kesmişti Hareket mi ediyordu? Su dalgalandıkça taştan saçlarını savurdu Rüyamda bir kadın gördüm Bir yabancı kadar tanıdık geliyordu Açık elleri bir şey bekliyordu Kadın önümdeydi Ben kadının önünde Ve ne yaptığımı bilmiyordum Bekledim Onunla beraber ve onun yerine… Okumaya devam edin
-

Mektup
Topladığım deniz kabuklarını saydım Sabit değil mi, gün sonunda yalnızız hepimiz Bu basit mektup, alıcısı yok, bir adrese de ait değil Hayat ellerime çok sebep verdi, ben kendime sus payı bıraktım Anıları doldurduğum bir kutu yaptım İçinde 17 yıl tutsak oldu Hayatıma seni esir seçtim, soluk resimlerin mezarı zihnim Kurtuluş olsa kaçardım, kendimi sigarayla da… Okumaya devam edin
-

Gölgeye Mektuplar – 4
Merhaba Sevgili Gölge, Seni özlemeye başladığımı fark ettim. Neden hala gelmiyorsun? Ortancalarımı almaya gelmiştin, peki neden benim yanıma da gelmiyorsun? Seni göremesem bile, arkamdaki varlığını hissetmeyi beklemeyi seviyorum ben. Tekrar gel olur mu? Bugün işten dönerken bir şey fark ettim; ben sana işimin ne olduğunu hiç anlatmadım. Benim aslında çok monoton bir işim var. Ama… Okumaya devam edin
-

Okyanus Kokusu
Kalkış saati geçmiş bir tramvay Beni kesiyor uzaktan. Binip binmeme kararsızlığı ile Yürüyorum hardal rengi kaldırımlarda. Okyanus kokulu lambalar Hızlandırıyor adımlarımı. Ayrılmak üzereyim Gökyüzü şarkıları söyleyen ağaçlardan. İlelebet akıp gidecekmiş gibi Sonu görülmeyen rayların sonsuzluğu. Çaresizliği yenmek gibi son bir adımla Ya da çaresizce kapılmak akışına Duraksız bir yolculuğun… hpqwkon – Okyanus Kokusu Okumaya devam edin
-

Aynı Duygular
Ruhumuzun bir bedene büründüğünde varlık hali. Veya canlılar aleminin en gelişmiş biyosu. Düşünme yetisine sahip olan ve istediğini yapabilecek güçte kişiler. Ya da duygularının onu yönetmesine boyun eğmiş zavallı nitelikler. Acı, sevinç, nefret ve daha fazlasına sahip değil miydik? Yoksa onlar mı bize sahiplerdi? Biz mi onlara hükmediyorduk onlar mı bize? Beyninizin içindeki sahnelerdeki ana… Okumaya devam edin
-

Sürgündeki Günler
Yeni keşfettiğimiz bir şarkıdan sıkılmamız için onu kaç defa dinlememiz gerekirdi? 5 ?10 ? Yoksa başka yeni bir şarkı keşfederek bu şarkının eski olmasını sağladığımızda mı? Yeni eski, eski yeni… Aslında hepsi zamanına göre terazinin aynı tarafında ağırlık göstermiyorlar mıydı? “Yatma vaktimiz geldi efendim, ışıklar birazdan söndürülecek.” Kapımda durup içeriye girmeye cesaret edememiş uşağım hızlı… Okumaya devam edin
-
Azdahak: Bir Kuyruklu Yıldız Hikayesi
Aylarca doğru düzgün kitap okuyamayan ben, bu kitabı iki gün içinde okumadım, yalayıp yuttum resmen. Çok sürükleyici, kendini okutturan, okuması da çok zevkli harika bir kitap. Okurken İskender Pala ile ilk tanıştığım zamanları düşündüm, 12-13 yaşlarındaydım ve İskender Pala’nın o sürükleyici kalemine, daha ilk sayfadan okuru olayların ortasına çekişine ve edebiyatının gücüne hayran olmuştum. Şimdi…
-
Sandukça; Tohum
Bu, ben olarak yüklendiğim en ağır yük Ve aynı zamanda en hafifi Yarın aynı ben olmayacağım Bir hafta sorna tamamıyla başkası Belki yıllar sorna kendimi tanıyamayacağım Bu, ben olarak yaşadığım tek kış Bahara kalmaz değişeceğim Belki bende cicekler açarım Belki de açmam Simdi attığım tohum o zamanın toprağını tutacak mı Kim bilir ? Ama kim olursam olayım o tohumu atacağım Belki onu sulamayan da ben olacağım Yaşasın…
-
Sana Şiir Yazmayacaktım
sana şiir yazmayacaktımoturup kalbimi parçaladımkalın portakal kabuklarına yaptığım gibigüneş battıktan sonrave diş macunundan sonra yediğimizsana şiir yazmayacaktımalışır acı tadına ağzımtıpkı alıştığı gibi dilimin aynı cümlelerehepsi gülemediğim koca bir şakabunu bir hücre biliyor sadeceiçimde unutulmuş herhangi bir köşedebaşka neyi unuttum biliyor musunsana şiir yazmayacaktımkendini şiir sanmasın diye bu alçak yazıbüyük harfleri unuttum diğer sayfadaonlarsız yazmayı sevmem…
-
Bre Hasan!
Sular akıyor. Güneşin vurduğu ışıkla yerdeki bulutlar gibi parlıyorlar. Turkuazın üstünde yer yer gri ve yeşil. İç içe akıyor. Birbirini tamamlıyor bir yapboz gibi. Durmuyor, durmadan akıyor. Taşlara vurup sıçrıyor savaş meydanındaki mızraklar gibi! Havada çarpışıyor. Parçalanıp yeniden damlalarına ayrılıyor ve kendini akıntıya bırakıyor. Geldiği yere, memleketine… Birkaç metre ilerde yeniden çalkalanmadan önce sakince ilerliyor.…
-
Plakların İçindeki Renkler
Pazar yeri sabahın serinliğini henüz kaybetmemişti. Tezgâhlar birer birer açılırken küçük kız köşedeki yerini sessizce aldı. Önüne eski plakları dizdi; bazıları çizik, bazıları solgundu. Ama onun gözünde her biri boş bir tuvaldi. Boya kutusunu açtı, fırçasını eline aldı ve ilk plağın üzerine mavi bir gökyüzü işlemeye başladı. Yan tezgâhtaki adam ona bakıp başını salladı. “Yine…
-
Yağmur
Sesini duydum, sabahın beşiydi Annem olsa çamaşırları düşünürdü Ben bir mevsimi düşündüm, bir kişiyi Aklıma geldi değiştiğim Çünkü eskiden anlamazdım seni Yürürken ıslanmak istemezdim yağmur Eteklerimi düşünürdüm, ıslanan gözlüğümü Şimdi aklımda terasta oturduğumuz gece Hani Ay’ı beklerken senin bizi selamladığın Acıtmadan, kaçırmadan, sakince Önümde denizden gelen bir sesti konuşan Kazınmıştı aklıma kırık bir cümleyle Sana…
