-

Yaban Çiçeği
Ben bir yaban çiçeğiyim, Dağ başında fırtınalara göğüs geren. Şimşek çaksa, rüzgar esse, Sadece sallanırım. Kök saldım derinlere, Kolay kolay kopmayayım diye. Gün ışığında yandım, Gecenin ayazında kaldım. Yine de dimdik ayaktayım. Dikenlerimle kalpler kırdım, Dikenlerimi kıramadım. Yalnızlığın ortasında açan bir çiçektim, Sadece rüzgar sarıldı bana. Belki de sevilmekti tek derdim… Sarılmak istedim, batırdım kendimi.… Okumaya devam edin
-

Aynı Kişi
Aslı neymiş bu işin Ne uğramışlar nefret ettirmek için Ateş başında yemek yapan Salı pazarındakiyle aynı kişi Ne çok denemişler korku yaymak için Arabada yağmur damlalarını izleyen O filme duygulanıp ağlayan Afetlerle bir acıyı paylaşan aynı kişi Sınırlar, kapılar, kuplar koymuş Zorlaştırmışlar bu işi Yeşilliğe limon sıkanla Akşamları parkta eden aynı kişi Hayalimizde ötekileşmiş diğerleri… Okumaya devam edin
-

Kaboluşa Meyilli Günlük – 7
Defterin yarısında bile değil, anlatımın sonundayız. Bir ressamın fizyolojik olmayan sonundayız. Kabul edilmiş bir son. Pes edilmiş. Söz verdiğim gibi gittim o kasabaya günlük. Mahcubiyet ve utançla gittim ama pişman olmadım. Kasaba insanları bana kızgınlıklarını hiç belli etmediler. İtiraf etmem gerekirse beni çok çabuk kabul ettiler. Hemen ortalarına oturmadım tabii ki, önce etrafı turladım o… Okumaya devam edin
-

Sessiz sedasız
Yaralar vardır hayatta, ruhu cüzzam gibi yavaş yavaş ve yanlızlıktan yiyen kemiren yaralar. İlacı olmayan yaralar – yada çoğu zaman bizim olmadığını sandığımız. Hiç çok yüksek bi ağaçtan düştünüz mü? Dizleriniz, elleriniz yara bere içinde kaldı mı? Acısı hatırınızda mı peki hala? Değildir herhalde – geçmiştir çünkü hem yara hem zaman geçmiştir. Bu biraz basit… Okumaya devam edin
-

Dışarıyı İzlerken Benliğini Unutanlar
Yıllar boyunca çabaladığın ama bir süreden sonra vazgeçtiğin kaç tane şey vardı? Sırf umudun yitti diye, ya da canın sıkıldı diye… Mazeretin, mazeret olması için hangi şartlar gerekliydi? Kimse bilmezdi oysa ki. Kendi kurallarımıza göre yazdığımız hayatta bir başımıza savaşırdık. Benliğimizle. Arkamıza dönüp baktığımızda gördüğümüz o harabe alanı gitgide büyürken tek istediğimiz başarmaktı aslında. Yani… Okumaya devam edin
-

Mahalle Anıları – 2
“Neden bunu yapmalıyız demiştin?” Bade’nin emin olamayan ses tonuyla birlikte Caner’in gözleri beni bulurken kocaman sırıttım. “Çünkü çok eğlenceli.” “Ama hiç güvenli deği-“ “Ben yaptım diyorum. Bak hala karşısınızda sapasağlamım.” Bade’yi susturup kendi vücudumu gösterirken Enes arkamdan babamın masasından aldığımız kamerayı kurcalıyordu. “Hadi ama Caner, amma sızlandın sende. Korkuyorsan söyle Enes yapar.” Caner’in yüzü kızarırken… Okumaya devam edin
-
Vicdan Meselesi
Hep merak etmişti Ay ile Güneş iyi anlaşırlar mı ki Ne diye kovalarlar birbirlerini Birinin olduğu göğe Öteki giremezmiş gibi Sonra birine zulüm dedi Diğerine vicdan Kimin kim olduğunu söylemedi Alınmalarını istemezdi Fısıldadı gün batarken ‘Vicdan varsa zulüm girmez içeri Zalim kalp vicdan nedir bilmezken Ay kovalar durur Güneşi’
-
Aldatıcı Sosyallik Algısı
Bazen yıldızları çok uzakta aradığımızı düşünüyorum. Gün geçtikçe dünyanın daha sosyal bir yere dönüştüğünü düşünüyoruz. İnsanlar sosyal platformlarda sosyal etkinliklerini paylaşıp tek tuşla – yüz yüze olsa birden ulaşamayacağı kadar çok bireye ulaşıp – etkileşim alıyor. Her şey fazlasıyla ulaşılabilir; hayatımızla ilgili gelişmeler, detaylar, gereksiz ve özel bilgiler… Yani henüz birkaç yıl önce akılsız telefonla,…
-
Adalet Neden Geç Gelir Veya Hiç Gelmez?
İşleneceğini bildiğiniz bir cinayet olsa siz ne yapardınız? Bugün sizlere Marquez’in 1981’de yayımlanan polisiye romanı Kırmızı Pazartesi’den bahsedeceğim. Orijinal dili İspanyolca’da “İşleneceğini Herkesin Bildiği Cinayetin Öyküsü” olarak yayımlanan roman kısaca: cinayeti önceden duyurulmuş, bir iftira üzerine namus cinayetine kurban gidecek Santiago Nasar’ın öleceği günü, kasaba halkının neler yaptığını, neden engel olmadıklarını, cinayetin neden işlendiğini anlatır…
-
Felaketler İçinde Yeşeren Bir Aşk
Sevgili Maria, Nasılsın? Umarım iyisindir. Beni sorma Maria; şimdi sana bu mektubu darağacına gitmeden hemen önce yazıyorum. Bu bizim kısacık hikâyemiz bana hep ümit oldu. Sen akıllanmaz bir serseriden, vatanperver, aşkı için canını verecek bir adam yaptın ve şimdi en azından ailemi gururlandırarak bir amaç uğruna gidiyorum bu dünyadan. Sakın bu ayrılık için kendini hırpalama;…
-
Kendini İmha Butonu
Çocukken izlediğimiz filmlerde robotların kendini imha etme tuşu vardı. Aklıma yatmıyordu, kontrolden çıkmış bir robotu durdurmak isteyen ikinci bir kişinin o kırmızı butona basmasını anlayabilirim, ama robotun veya herhangi bir sistemin kendini nasıl ve neden yok edebileceğine dair bir cevabım yoktu. Şu sıralar ise bazen kendini imha etmeye çalışan robotlar gibi davrandığımı fark ediyorum. İnsan…
-
İcat
“Bitti!” diye bağırdı elindeki objeyi kaldırıp. Üzerinde aylardır çalıştığı ve sonunda bitirdiği, daha önce ne duyulmuş ne görülmüş bir icattı. Bundan kimseye bahsetmek istemiyordu çünkü illegal olması muhtemeldi. Buluşuna isim koyma işini sonraya bırakabilirdi. Bu icat yaklaşık bir telsiz büyüklüğündeydi, tepesinde iki anteni, bir kulaklık girişi ve eski bir ekranı vardı. Hurdacılardan topladığı eşyalarla ancak…
