-

Yeni Dünya
Az kaldı Paramparça oldum yeni dünya Biliyor musun Neler oluyor duvarın arkasında Neler olmuyor, olamıyor Çünkü bitti Biliyordum, az kalmıştı Bir tek gerçek vardı bildiğim Gerçekliğinden emin olduğum Şimdi binmiş atına geliyor Ne yaparsın yeni dünya Üç kelime kaldı dilimde Onları çevirip duruyorum Diğerleri evimde Evim neredeyse Geri dönemiyorum Dönsem ne olur Kim tutar rüzgara… Okumaya devam edin
-

Yas Üflenmiş Güller
“Kral gibi yaşamak benim için kral olmaktan daha iyi.” (Kral Oidipus) ‘Bir kralın ölüşü sonsuzlukla lanetlenmiş bir yasın doğuşudur.’ Bunu öğrendiğimde henüz yirmili yaşlarımdaydım. Küçük bir demircide çalışıyor, bütün gün karanlığın iz sürdüğü dehlizlerde kızgın demirleri dövüyordum. Ellerim daha nasır tutmamış, sırtım bir dağın tepesi gibi kıvrılmamıştı. Kanım deli akardı ve ben üzerime yüklenen yorgunluğun… Okumaya devam edin
-

Edilmemiş Vedanın Kefareti
Çok iyi tanıdığım bir yabancıya; Gördün mü bak, yine veda edemedik. İlk veda etmeden ayrılışımızı hatırlıyor musun? Sen çok aramıştın, ben çok kaçmıştım sonra da bir anda bambaşka bir yerde ortaya çıkıvermiştim. Veda etmeden çekip gitmiştim ama geri gelecektim ve ben gittiğim gibi geri geldiğimde aramızdaki herşey aynı kalmış olacaktı. Sanki hiç gitmemiş hep var… Okumaya devam edin
-

İkimiz Kaldık
Ellerimin titrediğini hissediyorum. Odam buz gibi. Parmak uçlarım bu odada neye dokunsa soğuktan uyuşmaya başlıyor. Aylar önce siyah astar attığım tuval beni izliyor, “Benden başka kimse yok, biliyorsun değil mi?” diyor. Burada başka kimse yok. Dışarıda da yok. İşin aslı, dünyada benden, bu tuvalden ve içimde büyüyen o alevden başka bir şey var mı emin… Okumaya devam edin
-

Vicdan Meselesi
Hep merak etmişti Ay ile Güneş iyi anlaşırlar mı ki Ne diye kovalarlar birbirlerini Birinin olduğu göğe Öteki giremezmiş gibi Sonra birine zulüm dedi Diğerine vicdan Kimin kim olduğunu söylemedi Alınmalarını istemezdi Fısıldadı gün batarken ‘Vicdan varsa zulüm girmez içeri Zalim kalp vicdan nedir bilmezken Ay kovalar durur Güneşi’ Okumaya devam edin
-

Aldatıcı Sosyallik Algısı
Bazen yıldızları çok uzakta aradığımızı düşünüyorum. Gün geçtikçe dünyanın daha sosyal bir yere dönüştüğünü düşünüyoruz. İnsanlar sosyal platformlarda sosyal etkinliklerini paylaşıp tek tuşla – yüz yüze olsa birden ulaşamayacağı kadar çok bireye ulaşıp – etkileşim alıyor. Her şey fazlasıyla ulaşılabilir; hayatımızla ilgili gelişmeler, detaylar, gereksiz ve özel bilgiler… Yani henüz birkaç yıl önce akılsız telefonla,… Okumaya devam edin
-
Azdahak: Bir Kuyruklu Yıldız Hikayesi
Aylarca doğru düzgün kitap okuyamayan ben, bu kitabı iki gün içinde okumadım, yalayıp yuttum resmen. Çok sürükleyici, kendini okutturan, okuması da çok zevkli harika bir kitap. Okurken İskender Pala ile ilk tanıştığım zamanları düşündüm, 12-13 yaşlarındaydım ve İskender Pala’nın o sürükleyici kalemine, daha ilk sayfadan okuru olayların ortasına çekişine ve edebiyatının gücüne hayran olmuştum. Şimdi…
-
Sandukça; Tohum
Bu, ben olarak yüklendiğim en ağır yük Ve aynı zamanda en hafifi Yarın aynı ben olmayacağım Bir hafta sorna tamamıyla başkası Belki yıllar sorna kendimi tanıyamayacağım Bu, ben olarak yaşadığım tek kış Bahara kalmaz değişeceğim Belki bende cicekler açarım Belki de açmam Simdi attığım tohum o zamanın toprağını tutacak mı Kim bilir ? Ama kim olursam olayım o tohumu atacağım Belki onu sulamayan da ben olacağım Yaşasın…
-
Sana Şiir Yazmayacaktım
sana şiir yazmayacaktımoturup kalbimi parçaladımkalın portakal kabuklarına yaptığım gibigüneş battıktan sonrave diş macunundan sonra yediğimizsana şiir yazmayacaktımalışır acı tadına ağzımtıpkı alıştığı gibi dilimin aynı cümlelerehepsi gülemediğim koca bir şakabunu bir hücre biliyor sadeceiçimde unutulmuş herhangi bir köşedebaşka neyi unuttum biliyor musunsana şiir yazmayacaktımkendini şiir sanmasın diye bu alçak yazıbüyük harfleri unuttum diğer sayfadaonlarsız yazmayı sevmem…
-
Bre Hasan!
Sular akıyor. Güneşin vurduğu ışıkla yerdeki bulutlar gibi parlıyorlar. Turkuazın üstünde yer yer gri ve yeşil. İç içe akıyor. Birbirini tamamlıyor bir yapboz gibi. Durmuyor, durmadan akıyor. Taşlara vurup sıçrıyor savaş meydanındaki mızraklar gibi! Havada çarpışıyor. Parçalanıp yeniden damlalarına ayrılıyor ve kendini akıntıya bırakıyor. Geldiği yere, memleketine… Birkaç metre ilerde yeniden çalkalanmadan önce sakince ilerliyor.…
-
Plakların İçindeki Renkler
Pazar yeri sabahın serinliğini henüz kaybetmemişti. Tezgâhlar birer birer açılırken küçük kız köşedeki yerini sessizce aldı. Önüne eski plakları dizdi; bazıları çizik, bazıları solgundu. Ama onun gözünde her biri boş bir tuvaldi. Boya kutusunu açtı, fırçasını eline aldı ve ilk plağın üzerine mavi bir gökyüzü işlemeye başladı. Yan tezgâhtaki adam ona bakıp başını salladı. “Yine…
-
Yağmur
Sesini duydum, sabahın beşiydi Annem olsa çamaşırları düşünürdü Ben bir mevsimi düşündüm, bir kişiyi Aklıma geldi değiştiğim Çünkü eskiden anlamazdım seni Yürürken ıslanmak istemezdim yağmur Eteklerimi düşünürdüm, ıslanan gözlüğümü Şimdi aklımda terasta oturduğumuz gece Hani Ay’ı beklerken senin bizi selamladığın Acıtmadan, kaçırmadan, sakince Önümde denizden gelen bir sesti konuşan Kazınmıştı aklıma kırık bir cümleyle Sana…
