-

Sevinç Nidaları
Mutluluktan etraflarında dönen insanların arasında bile yalnızken nasıl olur da onların sevinçleri size yansımazdı? Nasıl olur da her durumda olduğu gibi o anda da yalnız olurdunuz? Öyle hissederdiniz. Yıllar önce insanların atalarının söylediği bir söz vardır: Derdini söyle ki derman bulasın ya da sıkıntın neyse anlattıkça azalır. Bizler içimizdeki olumsuzlukları başkalarına anlattığımızda o yükün omuzlarımızdan… Okumaya devam edin
-

Veyl Olsun
Küçücük dünyada bulamıyorum onu. Bilincim bir boşluğa alıştı, Boş köşe başlarını aramaz oldu. Ne hoş arayıştı süregelen, Kalabalıkta tek bir çehreyim şimdi. Nefes versen bahar kokardı eskiden, Mumlar sessiz sedasız eridi, Duvarda yazanlar fırtınalarla silindi. Şu küçücük dünyada gördüm, Dönse bile bulamıyor insan yönünü. Yukarı bakıp duran sahnede bir ironi, Kibrit bile yakıyor görmek için… Okumaya devam edin
-

Yara
Yıllar geçti düşmelerimin üzerindenYaralarımı kabuk bağladı sanmıştımOysaki yanılmışımKanıyormuş aslında yaralarım Dizlerimde kabukları yaralarınAcıyor mu bilmem canım Oturmuş bir kaldırım taşındaBekliyorum sarılır mı yaralarım Bekliyorum… Bilmiyorum… Düşünüyorum nasıl da mutlu insanlarBakıyorum kendimeSonbahar yaprakları gibi sararıyor hayatımDüşüyor dallardan Düşünüyorum… Düşüyorum… Aldatmalarla dolu dört bir yanımAslında alışmıştımAma neden kanıyor yaralarım Aldanıyorum… Alışıyorum… Yaralarla dolu hayatımıAnlamaya çalıştığım satırlarAlışır mı… Okumaya devam edin
-

On Bir
Yine akşam oldu Karardı gökyüzü Sen düştün aklıma Gözlerin geldi gözlerimin önüne Ve yanağımdan kayıp giden iki damla yaş düştü mektubumun üstüne İlk o zaman ağladım senin için O gece yıldızlar çok belirgindi Seni hatırlattılar bana hep, Senin o güzel gülüşünü Geceyi sana yazdım ben Masamda fotoğrafların Radyoda en sevdiğin şarkı Her yer sen, her… Okumaya devam edin
-

Belki Hatırlarsın Diye
Daha dokuz yaşındayken koşa koşa gittiğimiz parkta arkadaşlarımla ayrılırdık. Hepimiz farklı farklı oyuncaklara binerken benim favorim her zaman salıncaklar olmuştu. Kendi kendimi sallamaya çalışırken ayaklarımı bir geriye bir ileriye uzatırdım. Bedenimin rüzgardaki hafifliğini hissedene kadar hızlanmaya çalışırken aslında amacımın önümdeki ağacın yapraklarına uzanmak olduğunu fark etmemiştim. Her sallanışımda ayaklarımı daha da ileriye uzatırken o yaprağa… Okumaya devam edin
-

Gölgeye Mektuplar – 1
Sevgili gölge, Bugün sokakta yürürken beni yalnız bırakmadığın için teşekkür etmek istiyorum. Bu mektubu da sana o yüzden yazıyorum. Seni tanımıyorum ama sanırım sen beni tanıyorsun. Beni tanımıyor olsan tüm yol boyunca bana neden eşlik edesin ki? Benim için zor bir gündü. Tüm gün hoşlanmadığım insanlarla karşılaştım. Tam her şey bitti artık eve dönüyorum derken… Okumaya devam edin
-
Azdahak: Bir Kuyruklu Yıldız Hikayesi
Aylarca doğru düzgün kitap okuyamayan ben, bu kitabı iki gün içinde okumadım, yalayıp yuttum resmen. Çok sürükleyici, kendini okutturan, okuması da çok zevkli harika bir kitap. Okurken İskender Pala ile ilk tanıştığım zamanları düşündüm, 12-13 yaşlarındaydım ve İskender Pala’nın o sürükleyici kalemine, daha ilk sayfadan okuru olayların ortasına çekişine ve edebiyatının gücüne hayran olmuştum. Şimdi…
-
Sandukça; Tohum
Bu, ben olarak yüklendiğim en ağır yük Ve aynı zamanda en hafifi Yarın aynı ben olmayacağım Bir hafta sorna tamamıyla başkası Belki yıllar sorna kendimi tanıyamayacağım Bu, ben olarak yaşadığım tek kış Bahara kalmaz değişeceğim Belki bende cicekler açarım Belki de açmam Simdi attığım tohum o zamanın toprağını tutacak mı Kim bilir ? Ama kim olursam olayım o tohumu atacağım Belki onu sulamayan da ben olacağım Yaşasın…
-
Sana Şiir Yazmayacaktım
sana şiir yazmayacaktımoturup kalbimi parçaladımkalın portakal kabuklarına yaptığım gibigüneş battıktan sonrave diş macunundan sonra yediğimizsana şiir yazmayacaktımalışır acı tadına ağzımtıpkı alıştığı gibi dilimin aynı cümlelerehepsi gülemediğim koca bir şakabunu bir hücre biliyor sadeceiçimde unutulmuş herhangi bir köşedebaşka neyi unuttum biliyor musunsana şiir yazmayacaktımkendini şiir sanmasın diye bu alçak yazıbüyük harfleri unuttum diğer sayfadaonlarsız yazmayı sevmem…
-
Bre Hasan!
Sular akıyor. Güneşin vurduğu ışıkla yerdeki bulutlar gibi parlıyorlar. Turkuazın üstünde yer yer gri ve yeşil. İç içe akıyor. Birbirini tamamlıyor bir yapboz gibi. Durmuyor, durmadan akıyor. Taşlara vurup sıçrıyor savaş meydanındaki mızraklar gibi! Havada çarpışıyor. Parçalanıp yeniden damlalarına ayrılıyor ve kendini akıntıya bırakıyor. Geldiği yere, memleketine… Birkaç metre ilerde yeniden çalkalanmadan önce sakince ilerliyor.…
-
Plakların İçindeki Renkler
Pazar yeri sabahın serinliğini henüz kaybetmemişti. Tezgâhlar birer birer açılırken küçük kız köşedeki yerini sessizce aldı. Önüne eski plakları dizdi; bazıları çizik, bazıları solgundu. Ama onun gözünde her biri boş bir tuvaldi. Boya kutusunu açtı, fırçasını eline aldı ve ilk plağın üzerine mavi bir gökyüzü işlemeye başladı. Yan tezgâhtaki adam ona bakıp başını salladı. “Yine…
-
Yağmur
Sesini duydum, sabahın beşiydi Annem olsa çamaşırları düşünürdü Ben bir mevsimi düşündüm, bir kişiyi Aklıma geldi değiştiğim Çünkü eskiden anlamazdım seni Yürürken ıslanmak istemezdim yağmur Eteklerimi düşünürdüm, ıslanan gözlüğümü Şimdi aklımda terasta oturduğumuz gece Hani Ay’ı beklerken senin bizi selamladığın Acıtmadan, kaçırmadan, sakince Önümde denizden gelen bir sesti konuşan Kazınmıştı aklıma kırık bir cümleyle Sana…
