-

Ş & TT
Güneşten nefret ettiğimi daha önce hiç söylemiş miydim? Ya da sürekli olarak dışarı çıkmak istesem bile bunun sebebinin esen rüzgar olduğunu… Bir öğle vakti, her zaman olduğu gibi yine dışarıdaydım. Güneşin tüm ışınları sanki beni saklandığım yerden çıkarmak istiyor gibiydi. Bense uzanmış olduğum çimenlerin arasında sessizlik içinde sefa sürüyordum. Gece uyumuş olsam da kapanmak için… Okumaya devam edin
-
-

Tek Mevsim Güz
Sevgili Gelincik çiçeğim, Nasılsın? Beni hiç sorma gelincik, ne desem sensizlik etmez gibiyim. Yokluğunda 28 kere güneş doğdu 29 kere battı. Neredeyse bir ay oldu, bir mevsim değiştirdik. Bu ayın 27si pazar: Sensizlikten hiçbir şey eksilmedi. Derler ki, bir şehitin düştüğü yerde kırmızı bir gelincik açarmış. Eskiden nereye baksam hayatımda sen vardın ve şimdi hayatımsın… Okumaya devam edin
-

Mavisini Yitirmiş Yaşamak
‘Hiç yaşamadan ölenler olacak bir gün.” ve bundan korkmalı insan. Yürüyorum zannedip hiç yürümeden, bir şiiri duyarak okumadan, bir şehre ait olmadan, bir kere dahi mektup yazmadan, zamanı duymadan ölüp gitmekten korkmalı insan. Mavisini Yitirmiş Yaşamak, Ali Çolak’ın 90’ların sonunda yazdığı ama sanki daha dün yazılmış gibi gelip bizi bulan, zamana meydan okuyan kitabı. Kitap… Okumaya devam edin
-

Yaban Çiçeği
Ben bir yaban çiçeğiyim, Dağ başında fırtınalara göğüs geren. Şimşek çaksa, rüzgar esse, Sadece sallanırım. Kök saldım derinlere, Kolay kolay kopmayayım diye. Gün ışığında yandım, Gecenin ayazında kaldım. Yine de dimdik ayaktayım. Dikenlerimle kalpler kırdım, Dikenlerimi kıramadım. Yalnızlığın ortasında açan bir çiçektim, Sadece rüzgar sarıldı bana. Belki de sevilmekti tek derdim… Sarılmak istedim, batırdım kendimi.… Okumaya devam edin
-

Aynı Kişi
Aslı neymiş bu işin Ne uğramışlar nefret ettirmek için Ateş başında yemek yapan Salı pazarındakiyle aynı kişi Ne çok denemişler korku yaymak için Arabada yağmur damlalarını izleyen O filme duygulanıp ağlayan Afetlerle bir acıyı paylaşan aynı kişi Sınırlar, kapılar, kuplar koymuş Zorlaştırmışlar bu işi Yeşilliğe limon sıkanla Akşamları parkta eden aynı kişi Hayalimizde ötekileşmiş diğerleri… Okumaya devam edin
-
Azdahak: Bir Kuyruklu Yıldız Hikayesi
Aylarca doğru düzgün kitap okuyamayan ben, bu kitabı iki gün içinde okumadım, yalayıp yuttum resmen. Çok sürükleyici, kendini okutturan, okuması da çok zevkli harika bir kitap. Okurken İskender Pala ile ilk tanıştığım zamanları düşündüm, 12-13 yaşlarındaydım ve İskender Pala’nın o sürükleyici kalemine, daha ilk sayfadan okuru olayların ortasına çekişine ve edebiyatının gücüne hayran olmuştum. Şimdi…
-
Sandukça; Tohum
Bu, ben olarak yüklendiğim en ağır yük Ve aynı zamanda en hafifi Yarın aynı ben olmayacağım Bir hafta sorna tamamıyla başkası Belki yıllar sorna kendimi tanıyamayacağım Bu, ben olarak yaşadığım tek kış Bahara kalmaz değişeceğim Belki bende cicekler açarım Belki de açmam Simdi attığım tohum o zamanın toprağını tutacak mı Kim bilir ? Ama kim olursam olayım o tohumu atacağım Belki onu sulamayan da ben olacağım Yaşasın…
-
Sana Şiir Yazmayacaktım
sana şiir yazmayacaktımoturup kalbimi parçaladımkalın portakal kabuklarına yaptığım gibigüneş battıktan sonrave diş macunundan sonra yediğimizsana şiir yazmayacaktımalışır acı tadına ağzımtıpkı alıştığı gibi dilimin aynı cümlelerehepsi gülemediğim koca bir şakabunu bir hücre biliyor sadeceiçimde unutulmuş herhangi bir köşedebaşka neyi unuttum biliyor musunsana şiir yazmayacaktımkendini şiir sanmasın diye bu alçak yazıbüyük harfleri unuttum diğer sayfadaonlarsız yazmayı sevmem…
-
Bre Hasan!
Sular akıyor. Güneşin vurduğu ışıkla yerdeki bulutlar gibi parlıyorlar. Turkuazın üstünde yer yer gri ve yeşil. İç içe akıyor. Birbirini tamamlıyor bir yapboz gibi. Durmuyor, durmadan akıyor. Taşlara vurup sıçrıyor savaş meydanındaki mızraklar gibi! Havada çarpışıyor. Parçalanıp yeniden damlalarına ayrılıyor ve kendini akıntıya bırakıyor. Geldiği yere, memleketine… Birkaç metre ilerde yeniden çalkalanmadan önce sakince ilerliyor.…
-
Plakların İçindeki Renkler
Pazar yeri sabahın serinliğini henüz kaybetmemişti. Tezgâhlar birer birer açılırken küçük kız köşedeki yerini sessizce aldı. Önüne eski plakları dizdi; bazıları çizik, bazıları solgundu. Ama onun gözünde her biri boş bir tuvaldi. Boya kutusunu açtı, fırçasını eline aldı ve ilk plağın üzerine mavi bir gökyüzü işlemeye başladı. Yan tezgâhtaki adam ona bakıp başını salladı. “Yine…
-
Yağmur
Sesini duydum, sabahın beşiydi Annem olsa çamaşırları düşünürdü Ben bir mevsimi düşündüm, bir kişiyi Aklıma geldi değiştiğim Çünkü eskiden anlamazdım seni Yürürken ıslanmak istemezdim yağmur Eteklerimi düşünürdüm, ıslanan gözlüğümü Şimdi aklımda terasta oturduğumuz gece Hani Ay’ı beklerken senin bizi selamladığın Acıtmadan, kaçırmadan, sakince Önümde denizden gelen bir sesti konuşan Kazınmıştı aklıma kırık bir cümleyle Sana…

