Odell

Şarkı söylemek istemişti Odell sadece. Sesini birilerine duyurmak istemişti. Bu hayatta yapabildiğine inandığı tek güzel şey ile övünmek, saygı duyulmak istemişti. Ama işler her zaman olduğu gibi ters gitmişti. Daha çok küçük bir çocukken kabullenmişti ailesinin gözdesi yerine kuklası olduğunu. Ardından gelen kardeşlerine örnek olmak için olgun davranmaya çalışarak mahvetmişti çocukluğunu. Geriye dönüp hoşçakal bile diyememişti ve bundan da sorumlu tutulmuştu. Ağlamak isteyip ağlayamamıştı Odell. … Okumaya devam et Odell

Balıklar Ağlamaz

Yine bir gün güneş doğduğunda ve odaya dolan ışıkla etrafı net görebildiğinde her zamanki garip yerinde olduğunu anladı. Her seferinde bu arkası görünen ama bir türlü geçilemeyen yerde başlıyordu gününe.  Her gün onu garip şekilli kırıntılarla besliyorlar, kendi aralarında eğlenerek lakap takıyorlar ve yalnız başına burada bırakıyorlardı. Birkaç haftada bir suyunu değiştiriyorlar ve onu mutlu ettiklerini düşünerek vicdanlarını rahatlatıyorlardı.  Halbuki bir saniye yüzüne bakan anlayacaktı … Okumaya devam et Balıklar Ağlamaz

B-612’den Çok Uzakta

“Acaba yıldızlar günün birinde herkes kendi yıldızını bulsun diye mi yanıyorlar?” “Belki de yıldızlara kaçıp giden dostlarımızı hatırlamamız içindir.” Yüzümde yılların şaşkınlığının birikmişliği olan karışık bir ifadeyle uzandığım yerden doğruluyorum. Nasıl yani, bu soruya cevap veren insanlar kaldı mı hala? Fil yutmuş boa yılanlarını şapka zanneden ve kutuların içindeki kuzuları göremeyen insanların arasında sıkışıp kaldığımı kabullenmiştim. Her kabulleniş gibi zordu ama bir tilkinin yıldızlara bakmak … Okumaya devam et B-612’den Çok Uzakta

Sevinç Nidaları

Mutluluktan etraflarında dönen insanların arasında bile yalnızken nasıl olur da onların sevinçleri size yansımazdı? Nasıl olur da her durumda olduğu gibi o anda da yalnız olurdunuz? Öyle hissederdiniz. Yıllar önce insanların atalarının söylediği bir söz vardır: Derdini söyle ki derman bulasın ya da sıkıntın neyse anlattıkça azalır. Bizler içimizdeki olumsuzlukları başkalarına anlattığımızda o yükün omuzlarımızdan kalkacağını düşünürdük. Sanki anlattıklarımız bizden alınıp karşımızdakine aktarılacak ve biz … Okumaya devam et Sevinç Nidaları

Veyl Olsun

Küçücük dünyada bulamıyorum onu. Bilincim bir boşluğa alıştı, Boş köşe başlarını aramaz oldu. Ne hoş arayıştı süregelen, Kalabalıkta tek bir çehreyim şimdi. Nefes versen bahar kokardı eskiden, Mumlar sessiz sedasız eridi, Duvarda yazanlar fırtınalarla silindi. Şu küçücük dünyada gördüm, Dönse bile bulamıyor insan yönünü. Yukarı bakıp duran sahnede bir ironi, Kibrit bile yakıyor görmek için önünü. Sonunda bir kaç anı Bir kaç iç çekiş hepsi. Okumaya devam et Veyl Olsun

Yara

Yıllar geçti düşmelerimin üzerindenYaralarımı kabuk bağladı sanmıştımOysaki yanılmışımKanıyormuş aslında yaralarım Dizlerimde kabukları yaralarınAcıyor mu bilmem canım Oturmuş bir kaldırım taşındaBekliyorum sarılır mı yaralarım Bekliyorum… Bilmiyorum… Düşünüyorum nasıl da mutlu insanlarBakıyorum kendimeSonbahar yaprakları gibi sararıyor hayatımDüşüyor dallardan Düşünüyorum… Düşüyorum… Aldatmalarla dolu dört bir yanımAslında alışmıştımAma neden kanıyor yaralarım Aldanıyorum… Alışıyorum… Yaralarla dolu hayatımıAnlamaya çalıştığım satırlarAlışır mı bir insanSarılır mı yaralar Alışır… Sarılır… Ayşegül Deniz – Yara Okumaya devam et Yara

On Bir

Yine akşam oldu Karardı gökyüzü Sen düştün aklıma Gözlerin geldi gözlerimin önüne Ve yanağımdan kayıp giden iki damla yaş düştü mektubumun üstüne  İlk o zaman ağladım senin için  O gece yıldızlar çok belirgindi Seni hatırlattılar bana hep,  Senin o güzel gülüşünü Geceyi sana yazdım ben Masamda fotoğrafların Radyoda en sevdiğin şarkı Her yer sen, her şey sen Seni yazdım o gece Sana olan ömürlük sevgimi … Okumaya devam et On Bir

Belki Hatırlarsın Diye

Daha dokuz yaşındayken koşa koşa gittiğimiz parkta arkadaşlarımla ayrılırdık. Hepimiz farklı farklı oyuncaklara binerken benim favorim her zaman salıncaklar olmuştu. Kendi kendimi sallamaya çalışırken ayaklarımı bir geriye bir ileriye uzatırdım. Bedenimin rüzgardaki hafifliğini hissedene kadar hızlanmaya çalışırken aslında amacımın önümdeki ağacın yapraklarına uzanmak olduğunu fark etmemiştim.  Her sallanışımda ayaklarımı daha da ileriye uzatırken o yaprağa değmeye çalışır ama bunu başaramayacağımı bilmezdim. Çünkü o ağaç gerçekte … Okumaya devam et Belki Hatırlarsın Diye

Gölgeye Mektuplar – 1

Sevgili gölge, Bugün sokakta yürürken beni yalnız bırakmadığın için teşekkür etmek istiyorum. Bu mektubu da sana o yüzden yazıyorum. Seni tanımıyorum ama sanırım sen beni tanıyorsun. Beni tanımıyor olsan tüm yol boyunca bana neden eşlik edesin ki?  Benim için zor bir gündü. Tüm gün hoşlanmadığım insanlarla karşılaştım. Tam her şey bitti artık eve dönüyorum derken bisikletimin anahtarını kaybettim. Eve trenle gelmek zorunda kaldım ve en … Okumaya devam et Gölgeye Mektuplar – 1

Merdivenler

Aşağı iniyorum dairenin demir kapısını ardımdan çekip. Asansöre binemiyorum, boğuyor beni asansörler. Tozlanmış gri mermer merdivenlerden inerken hep yaptığım şeyi yapıp adımlarımı sayıyorum. Bir alt kattayım. Her katta tek daire var. Merdiven boşlukları minicik. Bu katı özellikle sevmiyorum çünkü her seferinde burada yavaşlıyorum. Alt komşumuzun kapısının önündeki ayakkabı pazarını aşmam gerekiyor. Her seferinde içeriden sesler duyuyorum. Gece olsa bile, ne gürültülü bir aileler. Sonraki katta … Okumaya devam et Merdivenler