• Kelebeğe Mektuplar – 4

    Kelebeğe Mektuplar – 4

    Sevgili Kelebek, Uzayıp giden yolun arkasından daldığım düşüncelerim sanki cama yansıyordu. Gözlerim gördüklerimden çok fikirlerimde gezinirken elimi uzatıp radyoda çalan müziğin sesini biraz daha açmıştım. Evet bugün sana hayatımdan bir günü anlatacağım. Daha öncesinde hiç mutlu bir anımı yazmadığımı fark ettim ve bu senin gibi iki günlük ömrü olan bir dostuma acımasızlık olurdu. Yürümeye çalıştığım… Okumaya devam edin

  • Dönebilir Misin Eve Yine De?

    Dönebilir Misin Eve Yine De?

    “Rüzgar hazır mısın bir şiir dinlemeye?” Diye bağırıyorum, rüzgar anlamış gibi bir coşuyor. Yıllardan beri uğramadın buralara Hiç özlemedin mi beni yoksa Sensiz bir yarım eksik sanki Bilirim, bilirsin ne hissettiğimi Neredesin bu baharın ilk cemi Yeni hayaller filizlenmiyor sensiz Neredesin bu dikenin gülü Dallar elime batıyor çiçeksiz Bilirim unutmazsın dönüş yolunu Ne kadar uzaklaşsan… Okumaya devam edin

  • Kumun İçinde Bir İncir

    Kumun İçinde Bir İncir

    Bir koku, bir tını tetikledi Ruhumun çıktığı gezmeleri Gündüz ve gece boyu Kalabalığın tam ortasında Bakışlarım otogar girişi, Köşe başı, Sırtımda bir his atamadığım Sanki senaryo yanlış Yanlış bu rüyanın başı Bir görüntüydü tetikleyen Bir insan İnandım ikinci sefer bakana kadar Hep tutuldu nefesim Yoruldum aklımın oyunundan Kırıklar düştü kafesime Kırıldıysam umudumdan Güneş yüzümü görmeye… Okumaya devam edin

  • Hayattan Kısa Bir Kesit

    Hayattan Kısa Bir Kesit

    Küçük kızın gülücük sesleri hala kulaklarımda yankılanıyordu. Bugün yürüyüşe çıktığımda oyun alanının yanından geçerken görmüştüm onu. Dört veya beş yaşlarındaydı, uzun sarı saçları rüzgarla uçuşuyor, babası onu yukarı atıp tuttukça gülüşü bütün parkı renklendiriyordu. Güneşin yavaş yavaş battığı sakin bir ikindi vaktiydi. Durup babası ile kızı uzaktan izledim biraz. Babası küçük kızının artık yorulup eve… Okumaya devam edin

  • Sessiz Çığlık: İçsel Arayıştaki Yalnız Yürüyüş

    Sessiz Çığlık: İçsel Arayıştaki Yalnız Yürüyüş

    Sol göğsümün hemen altında yer alan armayı parmak uçlarım okşarken yüzümde yer alması gereken bir gülümseme yoktu. Bulunduğum odada yalnız başıma geçirdiğim 19. dakikaya girerken pencereden gelen dalga sesleriyle başımı o tarafa çevirdim. Yıllarca çalışmam ve ardından gelen başarıların beni bu ana bağlaması gerekiyorken ben kendimi bu manzaraya ait hissetmiyordum. Neden bilmiyordum ama içimde çığlık… Okumaya devam edin

  • Umut Hala Var Mıydı?

    Umut Hala Var Mıydı?

    Ağlamak insanı ne zamandan beri rahatlatıyordu? Dudaklarıma sürdüğüm nemlendiriciyi, parmaklarımla taşan yerleri temizledikten sonra aynadaki yansımama baktım. Karşımda duran kişi ne zamandan beri bana bu kadar yabancı bakar olmuştu? Gözlerindeki karanlık ve yüzüne oturmuş belirsizlikle o kadar umutsuz duruyor ki… Bu durum beni dahi korkutuyordu. Parmak uçlarım dudaklarımdan kayıp aynadaki bana dokunduğunda dudaklarımın arasından belirsiz… Okumaya devam edin

  • Azdahak: Bir Kuyruklu Yıldız Hikayesi

    Aylarca doğru düzgün kitap okuyamayan ben, bu kitabı iki gün içinde okumadım, yalayıp yuttum resmen. Çok sürükleyici, kendini okutturan, okuması da çok zevkli harika bir kitap. Okurken İskender Pala ile ilk tanıştığım zamanları düşündüm, 12-13 yaşlarındaydım ve İskender Pala’nın o sürükleyici kalemine, daha ilk sayfadan okuru olayların ortasına çekişine ve edebiyatının gücüne hayran olmuştum. Şimdi…

  • Sandukça; Tohum

    Bu, ben olarak yüklendiğim en ağır yük Ve aynı zamanda en hafifi Yarın aynı ben olmayacağım Bir hafta sorna tamamıyla başkası Belki yıllar sorna kendimi tanıyamayacağım  Bu, ben olarak yaşadığım tek kış Bahara kalmaz değişeceğim Belki bende cicekler açarım Belki de açmam Simdi attığım tohum o zamanın toprağını tutacak mı Kim bilir ? Ama kim olursam olayım o tohumu atacağım Belki onu sulamayan da ben olacağım Yaşasın…

  • Sana Şiir Yazmayacaktım

    sana şiir yazmayacaktımoturup kalbimi parçaladımkalın portakal kabuklarına yaptığım gibigüneş battıktan sonrave diş macunundan sonra yediğimizsana şiir yazmayacaktımalışır acı tadına ağzımtıpkı alıştığı gibi dilimin aynı cümlelerehepsi gülemediğim koca bir şakabunu bir hücre biliyor sadeceiçimde unutulmuş herhangi bir köşedebaşka neyi unuttum biliyor musunsana şiir yazmayacaktımkendini şiir sanmasın diye bu alçak yazıbüyük harfleri unuttum diğer sayfadaonlarsız yazmayı sevmem…

  • Bre Hasan!

    Sular akıyor. Güneşin vurduğu ışıkla yerdeki bulutlar gibi parlıyorlar. Turkuazın üstünde yer yer gri ve yeşil. İç içe akıyor. Birbirini tamamlıyor bir yapboz gibi. Durmuyor, durmadan akıyor. Taşlara vurup sıçrıyor savaş meydanındaki mızraklar gibi! Havada çarpışıyor. Parçalanıp yeniden damlalarına ayrılıyor ve kendini akıntıya bırakıyor. Geldiği yere, memleketine… Birkaç metre ilerde yeniden çalkalanmadan önce sakince ilerliyor.…

  • Plakların İçindeki Renkler

    Pazar yeri sabahın serinliğini henüz kaybetmemişti. Tezgâhlar birer birer açılırken küçük kız köşedeki yerini sessizce aldı. Önüne eski plakları dizdi; bazıları çizik, bazıları solgundu. Ama onun gözünde her biri boş bir tuvaldi. Boya kutusunu açtı, fırçasını eline aldı ve ilk plağın üzerine mavi bir gökyüzü işlemeye başladı. Yan tezgâhtaki adam ona bakıp başını salladı. “Yine…

  • Yağmur

    Sesini duydum, sabahın beşiydi Annem olsa çamaşırları düşünürdü Ben bir mevsimi düşündüm, bir kişiyi Aklıma geldi değiştiğim Çünkü eskiden anlamazdım seni Yürürken ıslanmak istemezdim yağmur Eteklerimi düşünürdüm, ıslanan gözlüğümü Şimdi aklımda terasta oturduğumuz gece Hani Ay’ı beklerken senin bizi selamladığın Acıtmadan, kaçırmadan, sakince Önümde denizden gelen bir sesti konuşan Kazınmıştı aklıma kırık bir cümleyle Sana…