• Deniz Feneri

    Deniz Feneri

    Hayatta, yetemediğimi düşündüğüm ya da dibe vurduğum anlar, yüzeyde kaldığım anlardan daha fazla olmaya başladığını fark ettim son zamanlarda. Ama asıl problem şuydu ki ben yüzmek için ellerimi hareket ettirmiyorum, çırpınmıyorum, savaşmıyorum. Yüzeye çıkıp içime nefesimi çeksem de sonra kendimi dibe, yine kendim bırakıyorum. Bu elimde bir yol haritası olmadığından mı oluyor, kulaç atmaktan yorulduğumdan… Okumaya devam edin

  • Bana Müsaade

    Bana Müsaade

    İzin verirseniz şimdi çekip gitmek isterim. Hiçbir iz bırakmadan usulca giderim, fark etmezsiniz bile. Hem inanın bana daha iyi böylesi, hepimiz için daha iyi. Arkamdan su dökmenize de gerek yok, ellerinizi mendillerinizle beraber cebinizde tutun. Hava soğuk, su dökerseniz donar, ellerinizi de cebinizden çıkarıp üşütmeye hiç gerek yok. Ben sessizce gidiveririm, yokluğumun farkına bile varmazsınız,… Okumaya devam edin

  • Çocuğun Üzgün Bakan Gözleri

    Çocuğun Üzgün Bakan Gözleri

    Ne değiştirdi beni? Ne zaman düştüm  Bir kış masalına ağlayacak duruma? Ne doldurdu gözlerimi? Çocuğun üzgün bakan gözleri, Fark ettim ki zormuş silmesi, Acısını atması yüreğin.  Saatlerce aynaya bakarken Bir kanıttı görmeye çalıştığım: Kış masalı neden mi ağlatır beni? Gelmeyecek günleri başkasından dinlemekten, Hem de en güzel halinin Akmış olmasından avucumdan.  Eline balyozu alacak birini bulsam benim için  Aynaları parçalayabilir miydim? Gerçeği göremediğim aynaları Ve… Okumaya devam edin

  • Çuvaldaki Hikayeler

    Çuvaldaki Hikayeler

    Çuvalın ağırlığı sırtını acıtıyordu acıtmasına ama bu dik yokuşu çıkarken hiç bu kadar güçlü hissetmemişti. Dükkanların yanından geçti. Önünde kalan esnaf sayısı arkasında bıraktığından daha fazlaydı. Henüz hiç hikaye satamamıştı. Ona göre bu satamayacağı anlamına değil, denemeye devam etmesi gerektiği anlamına geliyordu. Yine bir kapının önünde durdu ve çuvalını kapının eşiğine bıraktı, “Hikayelerim var! İlgilenirseniz… Okumaya devam edin

  • Son Küre

    Son Küre

    Günün birinde, şehrin birinde hayallerini kucağında taşıyan bir çocuk varmış. Çocukça heyecanla kurduğu hayallerini kristal kürelere koymuş, kırılmalarından korktuğu için çok dikkatli yürüyormuş.Sokaklarda gezerken her girdiği sokakta yeni hayaller bulmuş. Her girdiği sokaktan kucağı daha dolu çıkmış. Şehrin en kalabalık meydanından geçerken ayağı takılmış, kucağındaki hayalleriyle beraber yere düşmüş. Küreler meydanın tamamına dağılmışlar. Şanslıymış hiçbir… Okumaya devam edin

  • Yarım Yamalak

    Yarım Yamalak

    Bir dakika, bir dakika. Bu evde bir terslik var. İçinde hala yaşayanlar var gibi ama kimse yok. Eve aylardır giren olmadığı belli. Ama evde taşınmaya dair hiçbir iz yok. Raflar dolu, yarım bırakılmış kitap yatağın üstünde duruyor, mutfak masasındaki sürahi bile hala dolu. Neler olmuş bu evde? Kendimi bildim bileli evlerin camlarından, balkonlarından, komşular kapı… Okumaya devam edin

  • Vicdan Meselesi

    Hep merak etmişti Ay ile Güneş iyi anlaşırlar mı ki Ne diye kovalarlar birbirlerini Birinin olduğu göğe  Öteki giremezmiş gibi Sonra birine zulüm dedi Diğerine vicdan Kimin kim olduğunu söylemedi Alınmalarını istemezdi Fısıldadı gün batarken ‘Vicdan varsa zulüm girmez içeri Zalim kalp vicdan nedir bilmezken Ay kovalar durur Güneşi’

  • Aldatıcı Sosyallik Algısı

    Bazen yıldızları çok uzakta aradığımızı düşünüyorum. Gün geçtikçe dünyanın daha sosyal bir yere dönüştüğünü düşünüyoruz. İnsanlar sosyal platformlarda sosyal etkinliklerini paylaşıp tek tuşla – yüz yüze olsa birden ulaşamayacağı kadar çok bireye ulaşıp – etkileşim alıyor. Her şey fazlasıyla ulaşılabilir; hayatımızla ilgili gelişmeler, detaylar, gereksiz ve özel bilgiler… Yani henüz birkaç yıl önce akılsız telefonla,…

  • Adalet Neden Geç Gelir Veya Hiç Gelmez?

    İşleneceğini bildiğiniz bir cinayet olsa siz ne yapardınız? Bugün sizlere Marquez’in 1981’de yayımlanan polisiye romanı Kırmızı Pazartesi’den bahsedeceğim. Orijinal dili İspanyolca’da “İşleneceğini Herkesin Bildiği Cinayetin Öyküsü” olarak yayımlanan roman kısaca: cinayeti önceden duyurulmuş, bir iftira üzerine namus cinayetine kurban gidecek Santiago Nasar’ın öleceği günü, kasaba halkının neler yaptığını, neden engel olmadıklarını, cinayetin neden işlendiğini anlatır…

  • Felaketler İçinde Yeşeren Bir Aşk

    Sevgili Maria, Nasılsın? Umarım iyisindir. Beni sorma Maria; şimdi sana bu mektubu darağacına gitmeden hemen önce yazıyorum. Bu bizim kısacık hikâyemiz bana hep ümit oldu. Sen akıllanmaz bir serseriden, vatanperver, aşkı için canını verecek bir adam yaptın ve şimdi en azından ailemi gururlandırarak bir amaç uğruna gidiyorum bu dünyadan. Sakın bu ayrılık için kendini hırpalama;…

  • Kendini İmha Butonu

    Çocukken izlediğimiz filmlerde robotların kendini imha etme tuşu vardı. Aklıma yatmıyordu, kontrolden çıkmış bir robotu durdurmak isteyen ikinci bir kişinin o kırmızı butona basmasını anlayabilirim, ama robotun veya herhangi bir sistemin kendini nasıl ve neden yok edebileceğine dair bir cevabım yoktu. Şu sıralar ise bazen kendini imha etmeye çalışan robotlar gibi davrandığımı fark ediyorum. İnsan…

  • İcat

    “Bitti!” diye bağırdı elindeki objeyi kaldırıp. Üzerinde aylardır çalıştığı ve sonunda bitirdiği, daha önce ne duyulmuş ne görülmüş bir icattı. Bundan kimseye bahsetmek istemiyordu çünkü illegal olması muhtemeldi. Buluşuna isim koyma işini sonraya bırakabilirdi.  Bu icat yaklaşık bir telsiz büyüklüğündeydi, tepesinde iki anteni, bir kulaklık girişi ve eski bir ekranı vardı. Hurdacılardan topladığı eşyalarla ancak…