• Kimden Kaçıyordu?

    Kimden Kaçıyordu?

    Kimden kaçıyordu? Bilen yok.  Neyden kaçıyordu? Bilen yok. Kendimi bildim bileli kaçıyordu. Nereli olduğunu bırak ismini bile bilmiyorduk. Kıyafetleri hep tozlu, heybesi boş olurdu. Göz göze gelmekten korktuğundan olacak hep yere bakardı, tek kelime ettiğini duyan yoktu. Köyün dışında, dağlarda yaşardı; ayda bir kez çarşıya gelir sonra yine ortadan kaybolurdu. Çocukken sokaklarda oyun oynarken önümden… Okumaya devam edin

  • Tekrar Yıkılana Kadar

    Tekrar Yıkılana Kadar

    Bir el uzandı ve kar küresini salladı. Hayaller ve hayatlar birbirine karıştı. Her şey sallanırken ve tekrar durulurken camların dışından bir çift göz hepsini izledi. Renkler birbiri ardınca önce bulanıp sonra da duruldular.  Sonra aradan zaman geçti ve kürenin içinde yeniden yeni bir hayat başladı. Havada savrulup duran o kar taneleri, hayatların üzerine yavaşça indiler.… Okumaya devam edin

  • Madonna İle Akşam Çayı

    Madonna İle Akşam Çayı

    “Bir cümleyle beni ne hale getirdiğinizin farkında mısınız?”  Beni tepki vermeden dinliyordu. Zihnimde karanlık bir odadaydık. Uzun bir masanın iki köşesine oturmuştuk. Ona hesap soran bendim. Tavrım onu şaşırtmıyordu, hatta bu çıkışıma kendim şaşırmıştım. Kitabın içine elime geçen ilk peçeteyi sıkıştırıp masanın üstüne bıraktım.  “Birkaç yıl geriye gittiğimi itiraf etmek zorundayım. Hatta üzerine biraz daha… Okumaya devam edin

  • İstanbul’a

    İstanbul’a

    İstanbul, cümleye nereden başlayacağını bilemediğin anlar olur. Bu bana mevzu çok derin olduğu zaman çok sık oluyor. Ama edebiyatım kuvvetlidir. Bir şekilde bulurum bir yolunu cümleye başlamanın. Ama konuşamadığım, söze başlayamadığım tek bir konu var: sen İstanbul. Sen kimsin İstanbul? Neden mevzu sana geldiği zaman dilim tutuluyor? Bebekliğim misin? Çocukluğum musun? Yuvam mısın? Saçımı okşayanım… Okumaya devam edin

  • Beklentiler Kapıya Durmuş

    Beklentiler Kapıya Durmuş

    Kapı çalıyor, ayrılanlar geldi Ve ayrılamayanlar, bekleyenler, Sahi, nedir beklemek? Pencereden ayrılamayanlar Ve ayıramayanlar gözlerini Boğazdaki tekneden Kapı çalıyor, ne kadar bekledin? Tek başına kalmışlıklar Unuttuğun bir yüzü aramak Soğuk ve boş sularda, Haksızca ama inatla Beklemeye durmuş beklentiler Kapı çaldı, üçüncü kez Onu arıyordum, hiç gördünüz mü? Baktınız ve görmediniz Arıyorum, ama açmıyor Ve… Okumaya devam edin

  • Sanki Öyle Gibi

    Sanki Öyle Gibi

    Kapıyı yavaşça kapatıp çıktı. Sanki hiç yaşanmamış gibi. Eğilip bağcıklarını bağladı. Yıllardır aynı kelebek şeklini veriyordu bağcıklarına, yine aynısını yaptı. Parmaklarıyla ipleri döndürüp düğüm atarken onu kapının öbür tarafına, kapının arkasına bağlayan ipleri ve boğazındaki düğümü düşünmedi. Sanki hiç yaşanmamış gibi.  Bir kaç adım attı, asansörün kırmızı düğmesine bastı. Beklemeye başladı. Üst katlardan birinde bir… Okumaya devam edin

  • Azdahak: Bir Kuyruklu Yıldız Hikayesi

    Aylarca doğru düzgün kitap okuyamayan ben, bu kitabı iki gün içinde okumadım, yalayıp yuttum resmen. Çok sürükleyici, kendini okutturan, okuması da çok zevkli harika bir kitap. Okurken İskender Pala ile ilk tanıştığım zamanları düşündüm, 12-13 yaşlarındaydım ve İskender Pala’nın o sürükleyici kalemine, daha ilk sayfadan okuru olayların ortasına çekişine ve edebiyatının gücüne hayran olmuştum. Şimdi…

  • Sandukça; Tohum

    Bu, ben olarak yüklendiğim en ağır yük Ve aynı zamanda en hafifi Yarın aynı ben olmayacağım Bir hafta sorna tamamıyla başkası Belki yıllar sorna kendimi tanıyamayacağım  Bu, ben olarak yaşadığım tek kış Bahara kalmaz değişeceğim Belki bende cicekler açarım Belki de açmam Simdi attığım tohum o zamanın toprağını tutacak mı Kim bilir ? Ama kim olursam olayım o tohumu atacağım Belki onu sulamayan da ben olacağım Yaşasın…

  • Sana Şiir Yazmayacaktım

    sana şiir yazmayacaktımoturup kalbimi parçaladımkalın portakal kabuklarına yaptığım gibigüneş battıktan sonrave diş macunundan sonra yediğimizsana şiir yazmayacaktımalışır acı tadına ağzımtıpkı alıştığı gibi dilimin aynı cümlelerehepsi gülemediğim koca bir şakabunu bir hücre biliyor sadeceiçimde unutulmuş herhangi bir köşedebaşka neyi unuttum biliyor musunsana şiir yazmayacaktımkendini şiir sanmasın diye bu alçak yazıbüyük harfleri unuttum diğer sayfadaonlarsız yazmayı sevmem…

  • Bre Hasan!

    Sular akıyor. Güneşin vurduğu ışıkla yerdeki bulutlar gibi parlıyorlar. Turkuazın üstünde yer yer gri ve yeşil. İç içe akıyor. Birbirini tamamlıyor bir yapboz gibi. Durmuyor, durmadan akıyor. Taşlara vurup sıçrıyor savaş meydanındaki mızraklar gibi! Havada çarpışıyor. Parçalanıp yeniden damlalarına ayrılıyor ve kendini akıntıya bırakıyor. Geldiği yere, memleketine… Birkaç metre ilerde yeniden çalkalanmadan önce sakince ilerliyor.…

  • Plakların İçindeki Renkler

    Pazar yeri sabahın serinliğini henüz kaybetmemişti. Tezgâhlar birer birer açılırken küçük kız köşedeki yerini sessizce aldı. Önüne eski plakları dizdi; bazıları çizik, bazıları solgundu. Ama onun gözünde her biri boş bir tuvaldi. Boya kutusunu açtı, fırçasını eline aldı ve ilk plağın üzerine mavi bir gökyüzü işlemeye başladı. Yan tezgâhtaki adam ona bakıp başını salladı. “Yine…

  • Yağmur

    Sesini duydum, sabahın beşiydi Annem olsa çamaşırları düşünürdü Ben bir mevsimi düşündüm, bir kişiyi Aklıma geldi değiştiğim Çünkü eskiden anlamazdım seni Yürürken ıslanmak istemezdim yağmur Eteklerimi düşünürdüm, ıslanan gözlüğümü Şimdi aklımda terasta oturduğumuz gece Hani Ay’ı beklerken senin bizi selamladığın Acıtmadan, kaçırmadan, sakince Önümde denizden gelen bir sesti konuşan Kazınmıştı aklıma kırık bir cümleyle Sana…