Beklentiler Kapıya Durmuş

Kapı çalıyor, ayrılanlar geldi Ve ayrılamayanlar, bekleyenler, Sahi, nedir beklemek? Pencereden ayrılamayanlar Ve ayıramayanlar gözlerini Boğazdaki tekneden Kapı çalıyor, ne kadar bekledin? Tek başına kalmışlıklar Unuttuğun bir yüzü aramak Soğuk ve boş sularda, Haksızca ama inatla Beklemeye durmuş beklentiler Kapı çaldı, üçüncü kez Onu arıyordum, hiç gördünüz mü? Baktınız ve görmediniz Arıyorum, ama açmıyor Ve arayanlar bekliyor kapı önünde Hiç buldular mı ki beklerken? Aralıksızca … Okumaya devam et Beklentiler Kapıya Durmuş

Acemborusu

“İçeriyi biraz havalandırayım hemen geliyorum.” Çalışma odasının kapısı cereyanla çarpmasın diye kapıyı tutan tahtayı altına sıkıştırdım. Daktilo seslerinin eksik olmadığı ortamdan ayrıldım ve merdivenlere yöneldim. Bugün pazartesiydi. Her zamankinden yoğun bir iş günü başlamıştı. Hafta sonu aynı kışın olduğu gibi uykuya dalan şehir, pazartesi yeniden ayağa kalkıyordu. Baharın gelmesiyle ve pencerelerden içeri sızan güneşin kemiklerimizi ısıtmasıyla çalışanların işe daha motive geldiğini görebiliyordum. Üst kata çıktım … Okumaya devam et Acemborusu

Çiçekler İçinde Frida

Kapının arkasından kendi hakkında konuşanları duydu; “Neredeyse ölüyordu. Yürüyebilecek mi? Şimdi ne yapacak?” İnsan hayatını kendi kalemiyle çizmek isterdi. Hayata bunun gibi davetsiz dalan olaylar insanın ayakta durmasını zorlaştırıyordu. Kelimenin tam anlamıyla. Son kazadan sonra ayakta duracak ne imkanı, ne ümidi vardı. Yatağından boyası dökülmeye başlayan tavanını izlemek yeni bir alışkanlık haline gelmişti. Bir yol ayrımında olduğunu biliyordu. Hayatının sonunda olduğunu kabul ederse yattığı yerden … Okumaya devam et Çiçekler İçinde Frida

Zamanı Durduralım

Koşmak ister misin yamaçtan aşağı? Uzun dikenli otların içinden… Belki koşarken dikenlere takılır acılarımız, Esen rüzgar bizden koparıp götürür Oradan geçen başkasına emanet eder Kurtuluruz onlardan.  Yorulur muydun koşarken? Nefesin kesilir miydi? Gökyüzüne bakıp pişman olur muydun? Yoksa zaman dursun ister miydin? Rakamlarla kavga etsek, Kum saatine çakıl taşları doldursak durur mu zaman?  Önümüzden, içimizden akıp gidenler  Acımasız olmasın isterdim. Gökteki ay bile her gün benden kaçarken Ceplerimi dolduran taşları fırlattım güneşe.  Lakin bugün konu sensin. Nefes nefese kalsak … Okumaya devam et Zamanı Durduralım

Çocuğun Üzgün Bakan Gözleri

Ne değiştirdi beni? Ne zaman düştüm  Bir kış masalına ağlayacak duruma? Ne doldurdu gözlerimi? Çocuğun üzgün bakan gözleri, Fark ettim ki zormuş silmesi, Acısını atması yüreğin.  Saatlerce aynaya bakarken Bir kanıttı görmeye çalıştığım: Kış masalı neden mi ağlatır beni? Gelmeyecek günleri başkasından dinlemekten, Hem de en güzel halinin Akmış olmasından avucumdan.  Eline balyozu alacak birini bulsam benim için  Aynaları parçalayabilir miydim? Gerçeği göremediğim aynaları Ve gösteremediğim gerçekleri…  Okumaya devam et Çocuğun Üzgün Bakan Gözleri

Çuvaldaki Hikayeler

Çuvalın ağırlığı sırtını acıtıyordu acıtmasına ama bu dik yokuşu çıkarken hiç bu kadar güçlü hissetmemişti. Dükkanların yanından geçti. Önünde kalan esnaf sayısı arkasında bıraktığından daha fazlaydı. Henüz hiç hikaye satamamıştı. Ona göre bu satamayacağı anlamına değil, denemeye devam etmesi gerektiği anlamına geliyordu. Yine bir kapının önünde durdu ve çuvalını kapının eşiğine bıraktı, “Hikayelerim var! İlgilenirseniz içeri getirmek isterim.” Dükkan sahibi genç adam gözlüğünün üstünden bir … Okumaya devam et Çuvaldaki Hikayeler

Bir Tır Geçti

Bir tır geçti üstümden, Sırtındaki iyi dilekleri okudum.Ayaz esmekteydi penceredenVe ben tavanı unutmuştum.Ağır kar topları doldurdu odamı, Odam beyaza büründü kapattı üstümü.Boşver bedenimi, üşüyen ruhumdu. Bir tır geçti üstümdenGeceler boyuSırtıma kuru yapraklar birikti.Bir ağaç buldum ve seslendim:Nasıl salıveriyorsunuz bu yaprakları?Atıveriyorsunuz sırtınızdan yükü?Bir tır geçti üstümden ve ben yolda kaldım. Çıplak odunların arasında yürürken fark ettim:Ezilip büzülen, kambur gezen bir bendim.Onlar bana sinirlendi, ben yollara.Beyaz örtülü bir yaprak … Okumaya devam et Bir Tır Geçti

Palmiyeler Üzerine

Yer var, çocukların ömrü kısa kelebeklerinkinden Delinmiş çöp poşeti gibidir günler; Gerçek kumlar ve yalnız palmiyeler, Kaleli limanın sırtındaki gemiler Yer var, sandalye kapmaca oynar bulutlar Baharda açan çiçekler kar altında kalır Palmiye olmuyor, olsa yaz uğrar aslında Orada güneş ister yönetimi, ayaz alır Yer var, gerçek kürklü sahte palmiyeler Aslında gerçeğini bahçeye dikesim var Serilirdim altına tüm düşünceler uçar aklımdan İsterse sokağın ortasında olsun … Okumaya devam et Palmiyeler Üzerine

Merak Ediyorum – Öyleyse Varım

İşte bir güvercin daha geçti. Kaçıncı kuş bu sabahtan beridir geçen? İlk geldiğimde sayma kararı almıştım ama sekizinciden sonra ipin ucunu kaçırdım anlaşılan. Bilmem kaç saattir parkın çimlerinde uzanıyorum. Ne gelen var ne giden. Zaman kavramının ne olduğunu unuttum, böyle çok güzel. Hava da çok güzel. Yaşamak oyun olmuş da zaman durmuş sanki. Çok boş hissediyorum. Ama bu his de güzel. Hafif eserek üşütmeyen rüzgarın … Okumaya devam et Merak Ediyorum – Öyleyse Varım

Tohum

Bir tohum bulmuştum deniz kenarında, Cebime atmıştım adını demeden kimseye. Yemin ederim, çok düşündüm dikmeden önce.  Geceler geçti, yer buldum bu tohuma. Diktim ve hatta gösterdim insanlara, Yağmurdan başka yardım eden olmadı sulamaya. Üstüne bastılar, şok oldum Büyüttüm ve daha derine gömdüm. O tohum büyüdü, çiçek oldu Ve kökleri uzandı cebimden içime, Kafesimin içinde yayıldı. Ben çiçekle yaşamaya alıştım Ta ki sert bir kuvvetle çekilinceye … Okumaya devam et Tohum