• Zamanı Durduralım

    Zamanı Durduralım

    Koşmak ister misin yamaçtan aşağı? Uzun dikenli otların içinden… Belki koşarken dikenlere takılır acılarımız, Esen rüzgar bizden koparıp götürür Oradan geçen başkasına emanet eder Kurtuluruz onlardan.  Yorulur muydun koşarken? Nefesin kesilir miydi? Gökyüzüne bakıp pişman olur muydun? Yoksa zaman dursun ister miydin? Rakamlarla kavga etsek, Kum saatine çakıl taşları doldursak durur mu zaman?  Önümüzden, içimizden akıp gidenler  Acımasız olmasın isterdim. Gökteki ay bile her gün benden kaçarken Ceplerimi… Okumaya devam edin

  • Kelebeğe Mektuplar – 3

    Kelebeğe Mektuplar – 3

    Bugün yine gözlerimden bir damla yaş aktı sevgili kelebek. İnsanların düşündükleri beni o kadar bunalttı ki en sonunda dayanamayıp yatağımda ağladım. Ufacık hissettim kocaman bedenimi birden bire. Birisi gelse beni görmeyip fark edemeyecek zannettim. Kendimi o kadar soyutlanmış hissettim ki bu dünyadan kendi varlığımın gerçekliğini sorgulamak bile zor geldi. Perdeleri kapalı karanlık odamın içinde sessizce… Okumaya devam edin

  • Umutlar Balonu

    Umutlar Balonu

    Hayatta kısa süreliğine de olsa yaptığımız bazı şeyler vardır. Bazen bunlar bizim kurtuluşumuz olurken, bazen de asla başımıza gelmemesi gereken hatalara yol açarlar. Peki ya bunların olmasını nasıl engelleriz, ya da asıl soru bunları engellemek istiyor muyuz? İnsanı insan yapan içinde sürekli savaştığı iki yönüdür. Bir tarafımız iyiliğin getirdiği mutlulukla sefa sürerken diğer tarafımız kendisini… Okumaya devam edin

  • Frida ve Güneş

    Frida ve Güneş

    “Uyandın mı?”  Hemşirenin soğuk ve hiç de cana yakın olmayan ses tonunu duymak gözlerini açmak için yeterli bir sebep değildi. Hem uyanmış olmasının ona ne faydası vardı, yataktan çıkamadıktan sonra. “Ne tuhaf” diye düşündü, herkes uyanıp uyanmadığımı soruyor ama nasıl hissettiğimi soran yok. Samimi bir sesin yanağını okşayarak ve tatlı cümleler mırıldanarak onu uyandırmasını ne… Okumaya devam edin

  • Deniz Feneri

    Deniz Feneri

    Hayatta, yetemediğimi düşündüğüm ya da dibe vurduğum anlar, yüzeyde kaldığım anlardan daha fazla olmaya başladığını fark ettim son zamanlarda. Ama asıl problem şuydu ki ben yüzmek için ellerimi hareket ettirmiyorum, çırpınmıyorum, savaşmıyorum. Yüzeye çıkıp içime nefesimi çeksem de sonra kendimi dibe, yine kendim bırakıyorum. Bu elimde bir yol haritası olmadığından mı oluyor, kulaç atmaktan yorulduğumdan… Okumaya devam edin

  • Bana Müsaade

    Bana Müsaade

    İzin verirseniz şimdi çekip gitmek isterim. Hiçbir iz bırakmadan usulca giderim, fark etmezsiniz bile. Hem inanın bana daha iyi böylesi, hepimiz için daha iyi. Arkamdan su dökmenize de gerek yok, ellerinizi mendillerinizle beraber cebinizde tutun. Hava soğuk, su dökerseniz donar, ellerinizi de cebinizden çıkarıp üşütmeye hiç gerek yok. Ben sessizce gidiveririm, yokluğumun farkına bile varmazsınız,… Okumaya devam edin

  • Azdahak: Bir Kuyruklu Yıldız Hikayesi

    Aylarca doğru düzgün kitap okuyamayan ben, bu kitabı iki gün içinde okumadım, yalayıp yuttum resmen. Çok sürükleyici, kendini okutturan, okuması da çok zevkli harika bir kitap. Okurken İskender Pala ile ilk tanıştığım zamanları düşündüm, 12-13 yaşlarındaydım ve İskender Pala’nın o sürükleyici kalemine, daha ilk sayfadan okuru olayların ortasına çekişine ve edebiyatının gücüne hayran olmuştum. Şimdi…

  • Sandukça; Tohum

    Bu, ben olarak yüklendiğim en ağır yük Ve aynı zamanda en hafifi Yarın aynı ben olmayacağım Bir hafta sorna tamamıyla başkası Belki yıllar sorna kendimi tanıyamayacağım  Bu, ben olarak yaşadığım tek kış Bahara kalmaz değişeceğim Belki bende cicekler açarım Belki de açmam Simdi attığım tohum o zamanın toprağını tutacak mı Kim bilir ? Ama kim olursam olayım o tohumu atacağım Belki onu sulamayan da ben olacağım Yaşasın…

  • Sana Şiir Yazmayacaktım

    sana şiir yazmayacaktımoturup kalbimi parçaladımkalın portakal kabuklarına yaptığım gibigüneş battıktan sonrave diş macunundan sonra yediğimizsana şiir yazmayacaktımalışır acı tadına ağzımtıpkı alıştığı gibi dilimin aynı cümlelerehepsi gülemediğim koca bir şakabunu bir hücre biliyor sadeceiçimde unutulmuş herhangi bir köşedebaşka neyi unuttum biliyor musunsana şiir yazmayacaktımkendini şiir sanmasın diye bu alçak yazıbüyük harfleri unuttum diğer sayfadaonlarsız yazmayı sevmem…

  • Bre Hasan!

    Sular akıyor. Güneşin vurduğu ışıkla yerdeki bulutlar gibi parlıyorlar. Turkuazın üstünde yer yer gri ve yeşil. İç içe akıyor. Birbirini tamamlıyor bir yapboz gibi. Durmuyor, durmadan akıyor. Taşlara vurup sıçrıyor savaş meydanındaki mızraklar gibi! Havada çarpışıyor. Parçalanıp yeniden damlalarına ayrılıyor ve kendini akıntıya bırakıyor. Geldiği yere, memleketine… Birkaç metre ilerde yeniden çalkalanmadan önce sakince ilerliyor.…

  • Plakların İçindeki Renkler

    Pazar yeri sabahın serinliğini henüz kaybetmemişti. Tezgâhlar birer birer açılırken küçük kız köşedeki yerini sessizce aldı. Önüne eski plakları dizdi; bazıları çizik, bazıları solgundu. Ama onun gözünde her biri boş bir tuvaldi. Boya kutusunu açtı, fırçasını eline aldı ve ilk plağın üzerine mavi bir gökyüzü işlemeye başladı. Yan tezgâhtaki adam ona bakıp başını salladı. “Yine…

  • Yağmur

    Sesini duydum, sabahın beşiydi Annem olsa çamaşırları düşünürdü Ben bir mevsimi düşündüm, bir kişiyi Aklıma geldi değiştiğim Çünkü eskiden anlamazdım seni Yürürken ıslanmak istemezdim yağmur Eteklerimi düşünürdüm, ıslanan gözlüğümü Şimdi aklımda terasta oturduğumuz gece Hani Ay’ı beklerken senin bizi selamladığın Acıtmadan, kaçırmadan, sakince Önümde denizden gelen bir sesti konuşan Kazınmıştı aklıma kırık bir cümleyle Sana…