-

Kralın Tacı
Bugün açan çiçek yok.Mavi gökyüzü de kalmadı.Akan seller varBüyük biraderin camdan baktığı. Raflarda beni bekleyin ütopyalar,Halletmem gereken bir iş varBulmam gereken şey kralın tacıVe bekleyeceğim firavunun böceğini. Bugün akarsular yok.Paslı bir gider borusuyum.En azından bir kimliğim var,Ama vermeyin büyük sözler;Tıkanıyorum! Bugün elimde bir kalem var.Anlaşılmayan kelimeler karalıyorum anlaşılmak için.Ufuktan bir duman yükseliyorVe alev alıyor yüzü… Okumaya devam edin
-

Gölgeye Mektuplar – 3
Sevgili Gölge; Bu sabah bisikletimin sepetine bir demet ortanca bıraktım, sen gelip al diye. Ve sanırım gelip aldın, çünkü işten dönerken tekrar baktığımda sepet boştu. O ortancaları seçmek için çok uğraştım biliyor musun, çiçekçide uzun süre bekledim. Hangi demetin daha güzel olduğuna karar veremedim. Tam vazgeçip başka bir çiçekçiye gideceğim sırada, rafın en arkasında küçük… Okumaya devam edin
-

Barış
“Başlıyoruz. İçeriden boya kasasını al da gel!” İkinci günümdü. Parmaklarımı katlatarak içeri diyerek kastettiği malzeme odasına girip içi boyalı kavanozlarla dolu olan kasayı aldım. Odanın kapısını dirseğimle kapatıp kasayı onun yanına, çalışma masasının önüne getirdim. Bir boyalara bir de masadaki tekneye baktım, “Bu dün yaptığınızdan daha farklı görünüyor.” “Evet,” diye cevap verdi. “Bu ebru sanatı.… Okumaya devam edin
-

Urgan İpliği
Bağımlılık neydi? Neden bağımlı olurdu insan? En önemlisi de bu şeylerden kurtulmak neden bu kadar zor olurdu? Bir kahveye olan bağımlılığımızı düşünelim mesela. Günde su içer gibi kahve içerken ister istemez vücudumuz bu duruma karşı çıkardı ya da herhangi bir sosyal medya hesabında takılırken günlük hayattan koptuğumuzda beynimiz uyarı gönderirdi. Ama bunları umursamazdık. Günler geçer… Okumaya devam edin
-

Sen Hep Mükemmelsin
Sen benim için Kaldırım taşlarının arasında açmış bir papatya gibisin. Üzerinde açtığın o beton yığınlarına rağmen, Sen… Sen hep mükemmelsin. Küçük bir çocuk gibisin, İçinde bulunduğumuz zamana rağmen, Beraber yaşadığımız insanlara rağmen, Sen… Sen hep saf ve temizsin. Her şeye rağmen sen hep sensin. Sonsuza kadar saf, temiz ve mükemmelsin Büşra Yalman – Sen Hep… Okumaya devam edin
-

Ya Unutursam
Ya unutursam bir gün Tüm bedenim ona hasta Ruhum onu sayıklarken… Bir sabah kalktığımda, güneş onu hatırlatmazsa. O gün fotoğrafını baş ucuma koymayı da unutmuşsam. Bir anda yüzü silinirse zihnimden. Kokusu sinmiş giysilerim eskir yırtılır ve Bir daha giyemezsem onları. Telefona baktığımda arayamadığım numarası kayboluverirse bir gün. Balkondan yola baktığımda Gülümseyip el salladığı günlerden bir… Okumaya devam edin
-
Azdahak: Bir Kuyruklu Yıldız Hikayesi
Aylarca doğru düzgün kitap okuyamayan ben, bu kitabı iki gün içinde okumadım, yalayıp yuttum resmen. Çok sürükleyici, kendini okutturan, okuması da çok zevkli harika bir kitap. Okurken İskender Pala ile ilk tanıştığım zamanları düşündüm, 12-13 yaşlarındaydım ve İskender Pala’nın o sürükleyici kalemine, daha ilk sayfadan okuru olayların ortasına çekişine ve edebiyatının gücüne hayran olmuştum. Şimdi…
-
Sandukça; Tohum
Bu, ben olarak yüklendiğim en ağır yük Ve aynı zamanda en hafifi Yarın aynı ben olmayacağım Bir hafta sorna tamamıyla başkası Belki yıllar sorna kendimi tanıyamayacağım Bu, ben olarak yaşadığım tek kış Bahara kalmaz değişeceğim Belki bende cicekler açarım Belki de açmam Simdi attığım tohum o zamanın toprağını tutacak mı Kim bilir ? Ama kim olursam olayım o tohumu atacağım Belki onu sulamayan da ben olacağım Yaşasın…
-
Sana Şiir Yazmayacaktım
sana şiir yazmayacaktımoturup kalbimi parçaladımkalın portakal kabuklarına yaptığım gibigüneş battıktan sonrave diş macunundan sonra yediğimizsana şiir yazmayacaktımalışır acı tadına ağzımtıpkı alıştığı gibi dilimin aynı cümlelerehepsi gülemediğim koca bir şakabunu bir hücre biliyor sadeceiçimde unutulmuş herhangi bir köşedebaşka neyi unuttum biliyor musunsana şiir yazmayacaktımkendini şiir sanmasın diye bu alçak yazıbüyük harfleri unuttum diğer sayfadaonlarsız yazmayı sevmem…
-
Bre Hasan!
Sular akıyor. Güneşin vurduğu ışıkla yerdeki bulutlar gibi parlıyorlar. Turkuazın üstünde yer yer gri ve yeşil. İç içe akıyor. Birbirini tamamlıyor bir yapboz gibi. Durmuyor, durmadan akıyor. Taşlara vurup sıçrıyor savaş meydanındaki mızraklar gibi! Havada çarpışıyor. Parçalanıp yeniden damlalarına ayrılıyor ve kendini akıntıya bırakıyor. Geldiği yere, memleketine… Birkaç metre ilerde yeniden çalkalanmadan önce sakince ilerliyor.…
-
Plakların İçindeki Renkler
Pazar yeri sabahın serinliğini henüz kaybetmemişti. Tezgâhlar birer birer açılırken küçük kız köşedeki yerini sessizce aldı. Önüne eski plakları dizdi; bazıları çizik, bazıları solgundu. Ama onun gözünde her biri boş bir tuvaldi. Boya kutusunu açtı, fırçasını eline aldı ve ilk plağın üzerine mavi bir gökyüzü işlemeye başladı. Yan tezgâhtaki adam ona bakıp başını salladı. “Yine…
-
Yağmur
Sesini duydum, sabahın beşiydi Annem olsa çamaşırları düşünürdü Ben bir mevsimi düşündüm, bir kişiyi Aklıma geldi değiştiğim Çünkü eskiden anlamazdım seni Yürürken ıslanmak istemezdim yağmur Eteklerimi düşünürdüm, ıslanan gözlüğümü Şimdi aklımda terasta oturduğumuz gece Hani Ay’ı beklerken senin bizi selamladığın Acıtmadan, kaçırmadan, sakince Önümde denizden gelen bir sesti konuşan Kazınmıştı aklıma kırık bir cümleyle Sana…
