• Belki Hatırlarsın Diye

    Belki Hatırlarsın Diye

    Daha dokuz yaşındayken koşa koşa gittiğimiz parkta arkadaşlarımla ayrılırdık. Hepimiz farklı farklı oyuncaklara binerken benim favorim her zaman salıncaklar olmuştu. Kendi kendimi sallamaya çalışırken ayaklarımı bir geriye bir ileriye uzatırdım. Bedenimin rüzgardaki hafifliğini hissedene kadar hızlanmaya çalışırken aslında amacımın önümdeki ağacın yapraklarına uzanmak olduğunu fark etmemiştim.  Her sallanışımda ayaklarımı daha da ileriye uzatırken o yaprağa… Okumaya devam edin

  • Gölgeye Mektuplar – 1

    Gölgeye Mektuplar – 1

    Sevgili gölge, Bugün sokakta yürürken beni yalnız bırakmadığın için teşekkür etmek istiyorum. Bu mektubu da sana o yüzden yazıyorum. Seni tanımıyorum ama sanırım sen beni tanıyorsun. Beni tanımıyor olsan tüm yol boyunca bana neden eşlik edesin ki?  Benim için zor bir gündü. Tüm gün hoşlanmadığım insanlarla karşılaştım. Tam her şey bitti artık eve dönüyorum derken… Okumaya devam edin

  • Merdivenler

    Merdivenler

    Aşağı iniyorum dairenin demir kapısını ardımdan çekip. Asansöre binemiyorum, boğuyor beni asansörler. Tozlanmış gri mermer merdivenlerden inerken hep yaptığım şeyi yapıp adımlarımı sayıyorum. Bir alt kattayım. Her katta tek daire var. Merdiven boşlukları minicik. Bu katı özellikle sevmiyorum çünkü her seferinde burada yavaşlıyorum. Alt komşumuzun kapısının önündeki ayakkabı pazarını aşmam gerekiyor. Her seferinde içeriden sesler… Okumaya devam edin

  • Bulutların Başladığı Yerde

    Bulutların Başladığı Yerde

    Bu bir rüya, gördüğümde gözlerim kapalı mıydı bilmiyorum.Bu bir masal, uyumadan önce mi dinledim bilmiyorum. Mavi gökyüzüyle yeşil çimenlerin arasında bir yerlerde karşılaşmışız. Bilmediği şehirde yol soran iki kayıpmışız. Biri hayallerini düşürdüğü köşeyi, diğeri kaçacak bir kuytu arayan iki yabancıymışız. Sanki sen buralardanmışsın gibi ben sana yolumu sormuşum. Bilmiyorum, demişsin. Senin sorduğun adresi de ben… Okumaya devam edin

  • Gürültü Koptu

    Gürültü Koptu

    Arkasından bir gürültü koptu. İçi parçalandı ama dönüp bakmadı. Korktu arkasına dönmeye. Son bakıştan korktu belki de. Korkuları kovaladı onu, var gücüyle koştu. Korkuları onu karanlık ormanlara kadar takip etti.  Durdu ve gözünü kapattı. Bulutları görmek için gökyüzüne baktı. Yapraklar engelliyordu görüşünü. Bulutlara ulaşamayan gözlerini kapattı ve hep yaptığı şeyi hep yaptığı şekilde yaptı. Gerçeklikten… Okumaya devam edin

  • Seni Gördüğüm An

    Seni Gördüğüm An

    Seni gördüğüm an umutla dolmuştu sisli duvarlarım… İlk defa yalnızlığı ben o an hissetmiştim. Etrafımda onca insan varken onların arasında kaybolmuştum sanki. Ufacık kalmıştım, ellerim titremişti. O kadar utanmıştım ki o an ya da korkmuştum. Ama bu iki duyguyu bile ayırt edememiştim. Gözlerim tanıdık birisini arıyordu ama biliyordum kimseyi bulamayacaktım. Çünkü orası yeni bir yerdi… Okumaya devam edin

  • Vicdan Meselesi

    Hep merak etmişti Ay ile Güneş iyi anlaşırlar mı ki Ne diye kovalarlar birbirlerini Birinin olduğu göğe  Öteki giremezmiş gibi Sonra birine zulüm dedi Diğerine vicdan Kimin kim olduğunu söylemedi Alınmalarını istemezdi Fısıldadı gün batarken ‘Vicdan varsa zulüm girmez içeri Zalim kalp vicdan nedir bilmezken Ay kovalar durur Güneşi’

  • Aldatıcı Sosyallik Algısı

    Bazen yıldızları çok uzakta aradığımızı düşünüyorum. Gün geçtikçe dünyanın daha sosyal bir yere dönüştüğünü düşünüyoruz. İnsanlar sosyal platformlarda sosyal etkinliklerini paylaşıp tek tuşla – yüz yüze olsa birden ulaşamayacağı kadar çok bireye ulaşıp – etkileşim alıyor. Her şey fazlasıyla ulaşılabilir; hayatımızla ilgili gelişmeler, detaylar, gereksiz ve özel bilgiler… Yani henüz birkaç yıl önce akılsız telefonla,…

  • Adalet Neden Geç Gelir Veya Hiç Gelmez?

    İşleneceğini bildiğiniz bir cinayet olsa siz ne yapardınız? Bugün sizlere Marquez’in 1981’de yayımlanan polisiye romanı Kırmızı Pazartesi’den bahsedeceğim. Orijinal dili İspanyolca’da “İşleneceğini Herkesin Bildiği Cinayetin Öyküsü” olarak yayımlanan roman kısaca: cinayeti önceden duyurulmuş, bir iftira üzerine namus cinayetine kurban gidecek Santiago Nasar’ın öleceği günü, kasaba halkının neler yaptığını, neden engel olmadıklarını, cinayetin neden işlendiğini anlatır…

  • Felaketler İçinde Yeşeren Bir Aşk

    Sevgili Maria, Nasılsın? Umarım iyisindir. Beni sorma Maria; şimdi sana bu mektubu darağacına gitmeden hemen önce yazıyorum. Bu bizim kısacık hikâyemiz bana hep ümit oldu. Sen akıllanmaz bir serseriden, vatanperver, aşkı için canını verecek bir adam yaptın ve şimdi en azından ailemi gururlandırarak bir amaç uğruna gidiyorum bu dünyadan. Sakın bu ayrılık için kendini hırpalama;…

  • Kendini İmha Butonu

    Çocukken izlediğimiz filmlerde robotların kendini imha etme tuşu vardı. Aklıma yatmıyordu, kontrolden çıkmış bir robotu durdurmak isteyen ikinci bir kişinin o kırmızı butona basmasını anlayabilirim, ama robotun veya herhangi bir sistemin kendini nasıl ve neden yok edebileceğine dair bir cevabım yoktu. Şu sıralar ise bazen kendini imha etmeye çalışan robotlar gibi davrandığımı fark ediyorum. İnsan…

  • İcat

    “Bitti!” diye bağırdı elindeki objeyi kaldırıp. Üzerinde aylardır çalıştığı ve sonunda bitirdiği, daha önce ne duyulmuş ne görülmüş bir icattı. Bundan kimseye bahsetmek istemiyordu çünkü illegal olması muhtemeldi. Buluşuna isim koyma işini sonraya bırakabilirdi.  Bu icat yaklaşık bir telsiz büyüklüğündeydi, tepesinde iki anteni, bir kulaklık girişi ve eski bir ekranı vardı. Hurdacılardan topladığı eşyalarla ancak…