-

Nedimeden Hallice
Dünya evine giren Senin canından canmış Sana düşen rol Nedimeden halliceymiş Gidemeyen olmak sana düşmüş Sen hayallerinle beraber düşmüşsün Gerçek hayatta ve hatta rüyada Olmak üzere üçer defa Defalarca düştüğün ve kaçtığın günün Hikayesine hiç girmeyeceğim Zira biz seni kovaladık Haftalarca sen kaçtın biz kovaladık Sonra bir çay bardağına takıldık kaldık Ben mutfakta çayın demini… Okumaya devam edin
-
![[Da]yanmak](https://blogvisal.com/wp-content/uploads/2024/07/henrik-aarrestad-uldalen.jpg?w=736)
[Da]yanmak
Yeri ıslatan damlalar gibi Kayıp yapraklardan Beyaz kumaşa konulmuş acıları Kayıp insanların Kayıp fısıltıları dökülen çadırlardan “Durun, bir vedam kalmıştı.” İçime atıp beklettiğim vedam Hareketlenirse batar kemik kırıkları “Duracak toprak kalmadı, Yürüyün!” çocuk ve adam Tek gözünü açmak dipsiz bir karanlığa Pis kokulu bir kabusa uyanmak Dayanmak kuru bir ağaca Durmadan Molozlardan bir bakışı anmak… Okumaya devam edin
-

Son Üç Ay
Sevgili Anneciğim, Bugün bensiz üçüncü ayın Bu üç ay Benden üç ömür götürdü Eskiden sahilde bir yazlığımız vardı Akdeniz’in nefis tuzu kokan Saçıma başıma kum toplar gelirdim Hatırlamazsın sanırım Şimdi tam oralara gitme zamanı yılın Terasta bir akşam üstü Karpuz, beyaz peynir, taze fasulye Zahmetsiz Akdeniz yaz soframız Abim şimdi bütün evi doldurmamış gibi Elinde… Okumaya devam edin
-

Kabustan Uyanmak – 2
Her şeyin sonu ölüm derler? Peki ben neden şu an buna inanmıyordum? Ölüm gerçekten de bu kadar abartılacak ve korkulacak bir şey miydi? Parmak uçlarım saçlarımın köklerini soyarken elime takılan kırık bir kökü canımın acısını umursamadan çekip kopardım. Kafamın içi gördüğüm kabuslardan dolayı allak bullakken bu dışına da yansımıştı. Sonuç olarak sürekli dökülen saçları ve… Okumaya devam edin
-

Günaydın Efendim
Benimle bir sabaha hoş geldiniz efendim. Sırtınızı arkaya yaslayın ve keyfini çıkarın. İyi seyirler! İşte koridorun sonundaki bu oda benim. Çekinmeyin canım, girin içeri, yabancı değilsiniz. Perdeleri geceden açık unuttuğumdan, çoktan gözünüze çarpmıştır zaten, apartman boşluğuna nazır bir odam var. E zaten apartman boşluğuna bakıyor pencere, perdeleri kapatmaman sorun olmaz zaten, gibi masum düşünceler gelebilir… Okumaya devam edin
-

Kelebeğe Mektuplar – 5
Suyun üzerinde hareketsiz duran bir köpük gibiyim sevgili dostum. Dokunsalar ağlarım belki, emin değilim. İçim içimi yiyor ama ben yerimden kalkıp kimseye bir şey diyemiyorum. Sanki… Sanki içimdeki kelebek kozasından çıkmaktan korkuyor. Belki çıktığında onu kozası gibi koruyamayacağımı biliyor da çıkmıyordur. Bilmiyorum. Aslında biliyor musun, seninle çok benziyoruz. Sen ne kadar naif ve hassassan ben… Okumaya devam edin
-
Vicdan Meselesi
Hep merak etmişti Ay ile Güneş iyi anlaşırlar mı ki Ne diye kovalarlar birbirlerini Birinin olduğu göğe Öteki giremezmiş gibi Sonra birine zulüm dedi Diğerine vicdan Kimin kim olduğunu söylemedi Alınmalarını istemezdi Fısıldadı gün batarken ‘Vicdan varsa zulüm girmez içeri Zalim kalp vicdan nedir bilmezken Ay kovalar durur Güneşi’
-
Aldatıcı Sosyallik Algısı
Bazen yıldızları çok uzakta aradığımızı düşünüyorum. Gün geçtikçe dünyanın daha sosyal bir yere dönüştüğünü düşünüyoruz. İnsanlar sosyal platformlarda sosyal etkinliklerini paylaşıp tek tuşla – yüz yüze olsa birden ulaşamayacağı kadar çok bireye ulaşıp – etkileşim alıyor. Her şey fazlasıyla ulaşılabilir; hayatımızla ilgili gelişmeler, detaylar, gereksiz ve özel bilgiler… Yani henüz birkaç yıl önce akılsız telefonla,…
-
Adalet Neden Geç Gelir Veya Hiç Gelmez?
İşleneceğini bildiğiniz bir cinayet olsa siz ne yapardınız? Bugün sizlere Marquez’in 1981’de yayımlanan polisiye romanı Kırmızı Pazartesi’den bahsedeceğim. Orijinal dili İspanyolca’da “İşleneceğini Herkesin Bildiği Cinayetin Öyküsü” olarak yayımlanan roman kısaca: cinayeti önceden duyurulmuş, bir iftira üzerine namus cinayetine kurban gidecek Santiago Nasar’ın öleceği günü, kasaba halkının neler yaptığını, neden engel olmadıklarını, cinayetin neden işlendiğini anlatır…
-
Felaketler İçinde Yeşeren Bir Aşk
Sevgili Maria, Nasılsın? Umarım iyisindir. Beni sorma Maria; şimdi sana bu mektubu darağacına gitmeden hemen önce yazıyorum. Bu bizim kısacık hikâyemiz bana hep ümit oldu. Sen akıllanmaz bir serseriden, vatanperver, aşkı için canını verecek bir adam yaptın ve şimdi en azından ailemi gururlandırarak bir amaç uğruna gidiyorum bu dünyadan. Sakın bu ayrılık için kendini hırpalama;…
-
Kendini İmha Butonu
Çocukken izlediğimiz filmlerde robotların kendini imha etme tuşu vardı. Aklıma yatmıyordu, kontrolden çıkmış bir robotu durdurmak isteyen ikinci bir kişinin o kırmızı butona basmasını anlayabilirim, ama robotun veya herhangi bir sistemin kendini nasıl ve neden yok edebileceğine dair bir cevabım yoktu. Şu sıralar ise bazen kendini imha etmeye çalışan robotlar gibi davrandığımı fark ediyorum. İnsan…
-
İcat
“Bitti!” diye bağırdı elindeki objeyi kaldırıp. Üzerinde aylardır çalıştığı ve sonunda bitirdiği, daha önce ne duyulmuş ne görülmüş bir icattı. Bundan kimseye bahsetmek istemiyordu çünkü illegal olması muhtemeldi. Buluşuna isim koyma işini sonraya bırakabilirdi. Bu icat yaklaşık bir telsiz büyüklüğündeydi, tepesinde iki anteni, bir kulaklık girişi ve eski bir ekranı vardı. Hurdacılardan topladığı eşyalarla ancak…
