• Mavi Boncuklar – 2

    Mavi Boncuklar – 2

    Kabuslar…Kabuslar…Kabuslar… Üzerinde bulunduğum yatak dışında odada başka bir şey yokken gözlerim sakinleşmek için duvarda sabitlenmişti. Şakaklarımdan köprücük kemiklerime yol alan ter damlasını elimin tersiyle sildiğimde yataktan kalkmak zor gelmişti. “O yaşıyor” demişti. Ama benim için aynısını demeyecekti. Korku, bir kere daha tüm bedenimi sarmaladığında dizlerimi kendime çektim. Hava daha aydınlanmamıştı ve ben günlerdir uykusuzdum. Gözlerim… Okumaya devam edin

  • Mahalle Anıları – 1

    Mahalle Anıları – 1

    Aşağı mahalleden bağıran teyzenin sesi ne kadar uzaklaşırsak uzaklaşalım hala duyuluyordu. Sanki arkamızdan o da bisiklete atlamış gibiydi. Kaldırımların olmadığı ve arabaların da yolun yarısını kapladığı o dar sokaklardan bisikletlerimizle geçerken hemen yanımdaki kardeşimle göz göze geldik. Az önce bize bağıran o teyzenin yeni yıkamış olduğu çamaşırlarına çamur sıçratmıştık. Ama suç bizim değildi. Yağmurundu. Yağmur… Okumaya devam edin

  • Bir Köy Öğretmeninin Eseri

    Bir Köy Öğretmeninin Eseri

    Bir köylü veya bir şehirli çocuğunun, kendi açısından artıları da, eksileri de vardır. Doğayı tanımak, hayvanları bilmek ve hatta onlarla iç içe yaşamak, tabiat olaylarına karşı tedbir almak, sınırlı imkânlarla hayatı devam ettirmek konusunda köylü çocukları; şehirli çocuklardan daha ileridedir. İletişim araçları, teknik araçlar, ulaşım, sanat etkinlikleri, gösteri ve kültürel çalışmalar, müzeler, kütüphaneler, pazarlar, sağlık… Okumaya devam edin

  • Şeb-i Yelda Firarisi

    Şeb-i Yelda Firarisi

    Darağacı kurmuşsa gözlerin, Yani beni unutmuşsa, İşte sebebi budur mahkûmiyetin, Sebebi budur firârî gecelerin. Ki ben değilim bir âsi, Meczup deseler de inanma, değilim. b-ı hayât kılınmış sanardım, gözlerin; Ve gayrısı sürgün sayılmış derdim, Ve bir nefeslik mühlet verilmişti gönlüme, Ve sensizlik ölüm cezasına çarptırılmış bilirdim. Bir akşamüstü darağacı kurmuştu, Gözlerin; Aldatıldım, Halbuki onsuz sanki… Okumaya devam edin

  • Özür Dilerim

    Özür Dilerim

    Sevgili anneciğim, Sana şu aralar çok kızıyorum Daha öncesinde de kızardım Ama kesinkes söylüyorum En çok kızdığım Benden hiçbir zaman özür dilememendir Beni unuttuğun unutmaya benden başladığın için Bana “kızım” demeyeli bu kadar zaman geçtiği Beni ilk aşkımda sevmekten bu kadar korkuttuğun için Sen unuttuğun halde ben hala bu yükü taşıdığım için Babamı hiçbir zaman… Okumaya devam edin

  • Yiğit’in Sonbaharında

    Yiğit’in Sonbaharında

    Gözümün önünde onun hayali canlandığında yatağımda kendimi geriye doğru attım. Bugün yapılacak olan toplu davete o da gelecekti ve ben heyecandan ne yapacağımı bilemiyordum. Elimdeki telefondan onun iki hafta önce çekilmiş olan fotoğrafına bakarken içim içime sığmıyor kalp atışlarım adeta dışarıdan duyuluyordu. Lacivert polo yakasının altına giymiş olduğu ten rengi geniş kesim pantolonu… Daha bir… Okumaya devam edin

  • Azdahak: Bir Kuyruklu Yıldız Hikayesi

    Aylarca doğru düzgün kitap okuyamayan ben, bu kitabı iki gün içinde okumadım, yalayıp yuttum resmen. Çok sürükleyici, kendini okutturan, okuması da çok zevkli harika bir kitap. Okurken İskender Pala ile ilk tanıştığım zamanları düşündüm, 12-13 yaşlarındaydım ve İskender Pala’nın o sürükleyici kalemine, daha ilk sayfadan okuru olayların ortasına çekişine ve edebiyatının gücüne hayran olmuştum. Şimdi…

  • Sandukça; Tohum

    Bu, ben olarak yüklendiğim en ağır yük Ve aynı zamanda en hafifi Yarın aynı ben olmayacağım Bir hafta sorna tamamıyla başkası Belki yıllar sorna kendimi tanıyamayacağım  Bu, ben olarak yaşadığım tek kış Bahara kalmaz değişeceğim Belki bende cicekler açarım Belki de açmam Simdi attığım tohum o zamanın toprağını tutacak mı Kim bilir ? Ama kim olursam olayım o tohumu atacağım Belki onu sulamayan da ben olacağım Yaşasın…

  • Sana Şiir Yazmayacaktım

    sana şiir yazmayacaktımoturup kalbimi parçaladımkalın portakal kabuklarına yaptığım gibigüneş battıktan sonrave diş macunundan sonra yediğimizsana şiir yazmayacaktımalışır acı tadına ağzımtıpkı alıştığı gibi dilimin aynı cümlelerehepsi gülemediğim koca bir şakabunu bir hücre biliyor sadeceiçimde unutulmuş herhangi bir köşedebaşka neyi unuttum biliyor musunsana şiir yazmayacaktımkendini şiir sanmasın diye bu alçak yazıbüyük harfleri unuttum diğer sayfadaonlarsız yazmayı sevmem…

  • Bre Hasan!

    Sular akıyor. Güneşin vurduğu ışıkla yerdeki bulutlar gibi parlıyorlar. Turkuazın üstünde yer yer gri ve yeşil. İç içe akıyor. Birbirini tamamlıyor bir yapboz gibi. Durmuyor, durmadan akıyor. Taşlara vurup sıçrıyor savaş meydanındaki mızraklar gibi! Havada çarpışıyor. Parçalanıp yeniden damlalarına ayrılıyor ve kendini akıntıya bırakıyor. Geldiği yere, memleketine… Birkaç metre ilerde yeniden çalkalanmadan önce sakince ilerliyor.…

  • Plakların İçindeki Renkler

    Pazar yeri sabahın serinliğini henüz kaybetmemişti. Tezgâhlar birer birer açılırken küçük kız köşedeki yerini sessizce aldı. Önüne eski plakları dizdi; bazıları çizik, bazıları solgundu. Ama onun gözünde her biri boş bir tuvaldi. Boya kutusunu açtı, fırçasını eline aldı ve ilk plağın üzerine mavi bir gökyüzü işlemeye başladı. Yan tezgâhtaki adam ona bakıp başını salladı. “Yine…

  • Yağmur

    Sesini duydum, sabahın beşiydi Annem olsa çamaşırları düşünürdü Ben bir mevsimi düşündüm, bir kişiyi Aklıma geldi değiştiğim Çünkü eskiden anlamazdım seni Yürürken ıslanmak istemezdim yağmur Eteklerimi düşünürdüm, ıslanan gözlüğümü Şimdi aklımda terasta oturduğumuz gece Hani Ay’ı beklerken senin bizi selamladığın Acıtmadan, kaçırmadan, sakince Önümde denizden gelen bir sesti konuşan Kazınmıştı aklıma kırık bir cümleyle Sana…